Kaan Boşnak bir şarkı yazmış, yetmemiş "o" da bana göndermiş; diyor ki şarkıda:
"şimdi gelsem sana zaman ötesinden, sesinden öpsem ya da nefesinden. Düğümlerimizden çözülsek ya birden eminim bu hasret bitmez ki sevgili.."
Sevmenin, kimi sevdiğinden bağımsız insanda, içimizde, kalbimizde, beynimizde, fiziğimizde yarattığı enerjiyi seviyorum, sevmeyi seviyorum aslında; şimdi daha iyi anlıyorum. Ona veda etmeye devam ettikçe, bendeki o iyice eksildikçe, sevmenin, sevilmenin varlığını, tanımını netleştirebildikçe, beklentilerimle gerçeklerimi harmanladıkça, ne istediğimi anlayıp; birine ne verebileceğimi iyice idrak ettikçe anlıyorum.
İkinci bir şarkı daha yollamış ardından, "bu ben" diye, kendini ifade etmekten aciz, koca sevginin, birlikteliğin, evliliğin bitişini seyirci gibi izlemiş, kendince gösterdiği ama bana hiçbir zaman geçmeyen çabasıyla aklı yeni yeni başına gelirken şarkı yollamış, halihazırda birinin yazdığı şarkı duygularına tercüman olmuş, ona da parmak ucuyla "bu ben" diye hiçbir anlama gelmeyecek şekilde, önü arkası olmayan, beklentisi, amacı olmayan şekilde pinhani'nin yeni şarkısı "bilir o beni" yi paylaşmak düşmüş.
Sorsam niye gönderdin diye, "içimden geldi" diyecek, biliyorum, amaçsız davranışlara anlam yüklememeyi 1,5 sene sonra öğrendim nihayet.
diyor ki şarkıda "karşıma geçsin, göğsüme vursun. Ben soru sormam, o bana sorsun. Kim daha yorgun, kim daha üzgün? Bilir o beni.."
Şarkının sözü o kadar edilgen ki, dönüp gelse düzeltelim dese, sırf bu şarkı kendisini anlattığı için bile yerim yok derim.
Bir insan her şeyi her anında nasıl karşıdakinden bekleyebilir, kendi üzerine düşeni yapmadan, kaybolmayı, aramamayı, sormamayı hak görüp nasıl o beni bilir/bulur diyebilir, işte bu benim kendimce büyük ama bir o kadar da hatalı sevmem. Şimdi görüyorum ona ne kadar büyük bir şans verdiğimi, sevgimi, sevgi diye bildiğim şeyi birinin ayaklarına, yerlere kadar sunmuşum, haliyle de sevgimden emin hale getirmişim. Aklı olan, böyle bir sevilmeye sahip çıkardı bana göre, çıkmalıydı en azından. Sadece şarkıları dinleyip, ne kadar şanslısın, ne güzel, ne kadar emin sevilmişsin dedim; ötesi berisi olmayan bir cümle, acı bir tespit. "çoook, çok şanslıyım" demiş; içimden "şanslıydın" dedim ama düzeltemedim.
Sevgi, doğru olan verildiğinde, karşılığı olduğunda cenneti yaratabilir; buna inanıyorum ama sadece sevildiği için, kıymet gördüğü,el üstünde tutulduğu için sevilmek, seveni çok yoruyor artık biliyorum. Bu şarkılar, sadece aramıza biraz daha mesafe koyuyor, ilk anda romantikmiş gibi dinlesem de, anlam yüklemeye, umut etmeye açık olsa da görüyorum ki her şey çok uzak, giderek de uzaklaşıyor.
Veda zamanı geldi, geçti bile belki; bizimki uzunca bir veda biliyorum ama kendimi seçecek kadar akıllıyım artık.
Geçmiş olsun, şimdi istediğin şarkıyı dinle sevgilim ben de sana yalın'dan "günaydın gittim ben" armağan edeyim.
Sevgiler
S.
Yorumlar
Yorum Gönder