Ana içeriğe atla

94.

 Dün itibariyle terapi sürecimin neredeyse sonuna geldim, önce haftada bir sonra iki haftada bir derken, 3 haftada bir ve nihayet terapistim "seni çok iyi görüyorum, artık ayda bire dönelim, sonra da yavaş yavaş vedalaşalım diyorum, ne dersin?" dedi; son zamanlarda aldığım en güzel teklifti diyebilirim.

İnsanın kendiyle, tüm acıya rağmen yürüdüğü yol ile gurur duyması, mutluluktan ağlaması öyle güzel ki. Aynaya bakıp, gözümün ferinin söndüğü günlerden, başımı yastığa acaba ben mutlu muyum, beni seviyor mu ki diye hissettiğim, ağlayarak uyuyup, ağlayarak uyandığım rüyalarımdan bugünlere geldim. 

Neredeyse kayboluyordum, kendimi öyle zor yakaladım ki; tam tam düşüş olacaktı benimki çıkamasaydım; babam ölmüş, boşanıyorum, hayatta kaybolmama ramak kalıyordu ki yakaladım kendimi ensemden, iyi ki de yakalayıp o terapi koltuğuna bana yardım edin diye oturmuşum; kendimi tutamayıp ağladığım, artık ağlamak istemiyorum diye gözyaşlarımı silip, bu kadar üzülmek yeter diye sinirimden kilometrelerce koştuğum günler geride kaldı. 

Allah'ım sana şükürler olsun. 

Terapide neler öğrendim, en çok ihtiyaç seninse ona sahip çıkman gerektiğini, kendini istemediğin durumlarda bulduğunda oradan uzaklaşabileceğini, kendini korumanın, iç kendini korumanın en önemli yetkinliklerden biri olduğunu, her zaman her şeyin en iyisi bilmek / yapmak zorunda olmadığımı, bazen bilmiyorum diyebileceğimi, bana anlat/bana öğret demekten zarar gelmeyeceğini, her şeyden öte dinlemeyi öğrendim; birisi anlatırken kendi hikayemle ona dahil olmamayı, sorulmadan fikrimi söylememem gerektiğini, yardım istenmediği sürece etmenin çok da işe yaramadığını, her iyiliğin karşımızdakine iyi gelmediğini öğrendim. Şimdi kadın olmakla ilgili, birey olarak varolmak ve devam etmekle ilgili, sosyalleşmekle ilgili birkaç konumuz kaldı ama biliyorum ki bir takım şeyler de karakter, ya da kişilik, ya da çocukluktan gelen kökleşmiş şeyler. İşin özü kendimizle o çocuksu bağı kurup, kendimizi tanıyıp tepkilerimizi anlamakta; neyi neden yaptığımızı, ne hissettiğimizi bilmekte. 

J. her şey için teşekkürler

Sevgiler

S.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

81.

 2021'e veda ederken..  2019'da kedimin ölümüyle başlayan yılı, 2020'de pandemi, babamın ölümü, ilişki teklemesi ve 2021'de boşanma izledi. Böyle yazınca, okuyunca, uluorta yüzleşince "vay canına" çıkıyor dudaklarımın arasından sadece. İyi ya da kötü değil, sadece hayretler içerisinde bir "vay canına"  Bahsettiğim periyod iki sene olsa da, ben sanki yoğun bir yılmış gibi değerlendiriyorum bu zamanı. Travmalarımın başka travmaları tetiklediği, neticesinde iyileşmenin, kendini bulmanın başladığı bir zaman olduğunu düşünüyorum.  Bu zaman diliminde yaptığım en iyi şey yeni bir kedi sahiplenmek, düzenli spor ve sağlıklı beslenme ile 22 kilo verip tenise ve terapiye başlamak oldu.  Psikologa gidene kadar, kendimden bu kadar bihaber olduğumu bilmiyordum, resmen asalak gibi süzülüp duruyormuşum, aşırı mutlu ve kendinden emin, özgüvenli sandığım içimdeki kız çocuğu meğersem ilgiye aç, tatmin olmayı ve fark edilmeyi bekler halde içimde oturuyormuş; onu elinden...

33.

birkaç gün önce instagram'da talk show'umsu bir programdan bir kesite denk geldim. Sunucu bana tanıdık değil ama belli ki bilindik biri; misafir koltuğunda kapalı stüdyoda güneş gözlükleri ile oturan, şişmanca nispeten aykırı durmaya çalıştığını düşündüğüm; yargı dağıtmıyor sayılmazsam bence yeni nesil bir rapçi ve stüdyonun kalan kısmında maskeleri ile oturan seyirciler.  Paylaşılan kesit, seyircilerden birinin heyecanına ortak oluyor, sanırım "en son neye heyecanlandınız?" diye soruluyor seyircilere. Çok tatlı bir kız, iddia oynarken - yasal bir siteden- son kalan parası 2 TL'nin 200 TL olmasından bahsediyor. Kendinden emin misafir yargı dağıtıp kızı yalancı çıkarmaya çalışıyor, en düşük iddianın 3 TL olduğunu, o yüzden kızın uydurduğunu söylüyor.  Ne kadar kolay değil mi birini rencide edebilmek, onu bozguna uğratarak kendini güçlü hissetmek, aklınca havalı olmak. Kız kendinden emin, iddiaya girelim alırım 200 TL'ni diyerek misafirin cebindeki nakitleri alı...

89.

 Bugün J. ile uzun zaman sonra terapi seansını tamamladık. Geçen sene Ekim gibi danışan koltuğuna oturduğumdaki halimle şimdi arasında dağlar kadar fark var, kendimle gurur duyuyorum her şeyden önce bunu söylemem gerekiyor.  Babamın kaybını, evliliğimin bitişini bu süreci, kendimi tanımayı; kendimle yeniden hatta neredeyse sıfırdan bir ilişki kurmayı deniyorum. Hassas yerlerime dokunuyor, kırgınlıklarımı tartıyorum. İçimdeki çirkin yönlerle yüzleşiyor, çocukluktan gelen tıkalı, yargıya sorguya kapalı odalarımda geziyorum. Bazen anne babama kızıyor, genellikle beni yetiştirme şekilleri için "iyi ki" diyorum. Anne baba olmanın ne kadar zor olduğunu, ne kadar iyi niyetle denersen dene, çocuk yetiştirirken hata yapmanın kaçınılmaz olduğunu yetişkin halimle idrak ediyorum. Hayatın hiçbir alanında mükemmel olmak şart olmadığı gibi, çocuk yetiştirirken de bu yetersizlik hissine kendimizi kapatmamız gerekiyor, bazı hataların yapılması gerekiyor.  Haftada bir başladığım terapim 3 ...