Bugün J. ile uzun zaman sonra terapi seansını tamamladık. Geçen sene Ekim gibi danışan koltuğuna oturduğumdaki halimle şimdi arasında dağlar kadar fark var, kendimle gurur duyuyorum her şeyden önce bunu söylemem gerekiyor.
Babamın kaybını, evliliğimin bitişini bu süreci, kendimi tanımayı; kendimle yeniden hatta neredeyse sıfırdan bir ilişki kurmayı deniyorum. Hassas yerlerime dokunuyor, kırgınlıklarımı tartıyorum. İçimdeki çirkin yönlerle yüzleşiyor, çocukluktan gelen tıkalı, yargıya sorguya kapalı odalarımda geziyorum. Bazen anne babama kızıyor, genellikle beni yetiştirme şekilleri için "iyi ki" diyorum. Anne baba olmanın ne kadar zor olduğunu, ne kadar iyi niyetle denersen dene, çocuk yetiştirirken hata yapmanın kaçınılmaz olduğunu yetişkin halimle idrak ediyorum. Hayatın hiçbir alanında mükemmel olmak şart olmadığı gibi, çocuk yetiştirirken de bu yetersizlik hissine kendimizi kapatmamız gerekiyor, bazı hataların yapılması gerekiyor.
Haftada bir başladığım terapim 3 haftada bir aralıklarla devam ediyor, kim bilir belki yakında ayda bir görüşeceğiz; konuşacak sorunları masaya yatıracak, farkındalığı arttıracak ve iyileşecek, her geçen gün kendimin en iyi versiyonuna biraz daha değineceğim.
Sorular o kadar doğru ki, her defasında kendimle yüzleşirken, kendi sorumluluğumu alırken buluyorum kendimi.
Bugünün temel konularından biri, kendimle nihayet kurabildiğim ilişkimdeki tıkanık yerlerdi; daha dışa dönük yerdeki tıkanıklıklarım. Bilmiyor gibi görünmenin bende yarattığı rahatsızlık hissi, bilginin güç olduğuna dair sabit inanç ve hazır bilgiye konmaktansa insanın araştırıp etmeden soru sormamasına dair yargılayıcı düşünce. Bu yüzden hayatımda insanlar benim ya her şeyi bildiğimi düşünüyorlardı, ya da yargılayıcı olduğum için bana bir şey anlatma gereği duymuyorlardı; dolayısı ile benimle iletişim kurmak dışarıdan ne kadar sevimli/sempatik ve insan canlısı gözüksem de, yaklaşınca pek de mümkün olmayan bir şeye dönüşüyordu.
Bunu eşimle de yaşardık, bana bilmediğim bir şey anlatamadığı için; zaman içinde hiçbir şey anlatmamayı seçti. Her anlattığını sorgulayarak, mantıksız yerlerini iyice deşerek dinlediğim için ona kendini yetersiz hissettirip hevesini kırmışım; yaptığımı şimdi fark ediyorum ama o da bu davranışa maruz kalırken; ona iyi gelmeyenin ne olduğunu hiçbir zaman anlatmadı; konumuz bu değil.
Ben bilgiye aç, sohbete aç haldeyken, dışarıya kesinlikle bu mesajı vermiyordum. İnsanlar zaten bildiğim düşüncesiyle bir şey anlatmaktan imtina ediyorlardı, böylece ben de kendi kendime çok fazla şey bildiğime, insanların bana öğretecekleri bir şeyleri olmadığına ikna oldum. Sonra da kendi bilgisizlik denizimde boğulayazdım.
J. ödev verdi, işle ilgili görüştüğüm birisine mesaj atıp, bilmediğim şeylerle ilgili daha önce göndermeyi teklif ettiği videoları isteyeceğim. İkincisi de herhangi bir dükkana girip, mümkünse bir takıcı malzemelerini nasıl aldıklarından, nasıl ürettiklerine kadar soru soracak ve bilmiyorum diyeceğim. Ben bilmiyorum diyemem ki!
Aslında çok meraklıyımdır, ama birine gidip bilmiyorum diyip, kendi işini bana anlatmasını isteyemem, ya da bir sergide gidip orayla ilgili soru soramam. Neyin havası, neyin ezikliği bilmiyorum, ama zor gelen yerle yüzleşeceğim. Böylece yavaş yavaş, eksik olan sosyal diyaloglarımı geliştirecek; kendimi esnetip açacağım.
Kendimle tatlı tatlı gurur duyuyorum
Aferin S.
Yorumlar
Yorum Gönder