sakin bir pazar günü, evdeyim. Bu evin duvarlarına yığılarak ağladığım günlerden, bu günlere geldim. Kendi dengemi bulmaya çalışıyorum, içimde bir sükunet bazı bazı başarısızlık hissiyle didişiyor. Evlilik bir başarı mıydı, ben boşanarak başarısız mı olmuştum; evli kalmayı bile beceremeyen bir kadın mıydım yoksa kendine sahip çıkan bir kadın mı?
Sanırım iç sesim bir süredir doğruları konuşuyor, evlilik başarı kriteri değildi; hayatta atılan adımlardan biriydi ve yolculuğun ne kadar olduğunu bilmiyorduk; ya bazen ineceğimiz durağı kaçırıyor bambaşka yolları yürüyorduk, ya da kendi durağımıza gitmeye çalışıyorduk; bazılarımızsa tam zamanında doğru durakta iniyorlardı. Ben yolculuğumun hangi durağında indim, yönüm neresi bilmiyorum; tek şey rotanın yanlış olduğunu fark ettiğimde; hazır hissetmediğimden biraz geç kalmışlıkla birlikte yolculuğa son verdiğim.
Cesur hissediyorum, bazense çok korkuyorum; yalnız hissediyorum sonra yalnızlığın illa iki kişi demek olmadığını fark ediyorum. Bir yanım çok büyümüş hissediyor, diğer yandan içimdeki çocuğu kucaklıyorum, farklı zıttıkların içinde görüyorum ki ben bir olmak zorunda değilim, illa keskin bir şekilde bir tarafa ait olmak zorunda da değilim; ben ait ve dışında olabilirim; ben bazen korkabilir bazen de tam tersine herkesin korktuğu yerde en cesur olabilirim.
Kalıbımdan çıkıyorum; kozasından çıkan bir kelebek gibiyim. Beklediğim, sabrettiğim şeylerin sonucuna geliyorum; ben kendimle tanışırken, ona tüm zıtlıklarıyla sahip çıkıyorum.
Sevgiler.
S.
Yorumlar
Yorum Gönder