Toz Bezlerinden Alınacak Dersler Var
İstanbul'un yalandan beyaza büründüğü kış günlerinden biriydi, herkesin Ocak'ta havanın soğuk olmasına şaşırdığı, kar haberlerinin binlerce haber arasından yarışta öne gelircesine heyecanla gündeme oturduğu zamanlardı. Başka hiçbir derdimiz yokmuş; başka bir gündem mümkün değilmiş gibi yatıp kalkıp kar konuştuğumuz, sosyal medyanın sidik yarıştırma etkinlikleri kapsamında herkesin ev manzarasına haiz olduğumuz bir günde, evinde sakince uyandı. Kar manzarasına önce camdan baktı, sonra tüm evi havalandırıp o soğuk kar havasını evin içine doldururcasına mümkün olan tüm kapı ve camları açıp, pimapenleri ara konuma getirdi. Geceliğinin üzerine, ananesinden kalan 60 yıllık sabahlığını geçirip yatağın içine kuruldu; kucağında 4 günde hepitopu yüz sayfa okuyabildiği kitap "ben, kirke", yastığında kedisi arkasına yaslandı ve 40 sayfayı tek solukta okuyup; güne başladı.
Bugün daha farklıydı, üzerinden attığı bir yük geri gelmiş gibiydi, meditasyonunu yaptı kendini arındırdı; evi arındırması gerektiğine ikna oldu. Adaçayını ve üzerlik tohumunu, yoğurdu evde yapmaya başlamadan önce aldığı yoğurtlardan kalan bir güveç kabına yerleştirdi; çakmakla adaçayını tutuşturdu ve evin içinde gezinmeye başladı. Duman dedektörü olsa, adaçayı yanmasını anlar mıydı? Nazar, kötü enerji kovan bu karışıma sessiz mi kalırdı yoksa o da öter miydi diye düşündü; yanıtsız bir soruydu bu, denemeden bilemediklerimizden; hayat gibi. Ne diyordu Matt Haig geceyarısı kütüphanesi kitabında, "öğrenmek için, yaşamak gerek"
Birden ayaklarındaki serinliği hissetti, bembeyaz geceliğinin altındaki çıplaklığı fark etti, ne çorap ne terlik giymeden fırlamıştı yataktan. Görevini tamamlamak için tüm evi elinde adaçayı tütsüsüyle gezdi, görev bitiminde çoraplarını giyip - iki kat - üzerini değiştirdi, on gündür onda kalan arkadaşından kalan nevresim takımlarını yıkamak için banyoya doğru gitti, yol üzerinde askıda duran toz bezlerini gördü. Temiz kadındı eve gelen Fatma, hassastı, temizliğini bitirdiğinde hızlıca toz bezlerini yıkar, asar öyle giderdi. Fatmadan kalan bezlere baktı, kurumasını beklememiş olacak ki toplayamamış diye geçirdi içinden. Bezleri alıp tek tek katlamaya başladı, kendi bezlerini beğenmediği için ona Bim zincir marketinden mikrofiber bezleri almasını tembihlemişti Fatma, kendini gülümserken buldu. Evine yardım için para karşılığı aldığı kadının sözünü dinleyişine gülümsedi, herkesin birbirinden daha iyi bildiği bir şeyler olduğu gerçeği onu gülümsetti, bir toz bezinin bile verdiği hayat dersi oluyordu almak isteyen için, içten içe mütevaziliği yüzünü güldürdü. O sırada yırtık pırtık bir tshirt geçti eline, düz beyaz uzunca bir tshirt. Tüm bezlerin yanında duran, fıtratında temizlik olmadığı için diğerlerine kıyasla daha dayanıksız olan, hırpalanmış o beyaz tshirte dokundu. Toz bezlerinin verecekleri hayat dersleri vardı, hayatının 12 yılını birlikte geçirdiği sevgilisin/eşinin atmaya bir türlü kıyamadığı, nihayetinde toz bezi olarak mevcudiyetini sürdüren t-shirtten alacağı bir ders vardı.
Koynunda yatarken saçlarını göğsüne dayadığı zamanki, kokusunu içine çekerkenki tshirt; öylesine sıradan bir şekilde ellerinin arasında katlanmayı bekliyordu. Gülümsemesi duraksadı, toz bezleri ikinci dersini vermişti; ilişkiler bir hiçbir zaman tam anlamıyla bitmezdi, her şey dönüşümden ibaretti. Eşyaların, insanların hayatlarımızdaki yeri büyüktü, bazen gürültüyle bazen de usulca hayatlarımızdan çıkıyorlardı ama en nihayetinde ne yaşananlar kayboluyor, ne de unutuluyordu, her şey dönüşerek, değişerek kendi uygun mevcudiyetinde var olmaya devam ediyordu.
Yorumlar
Yorum Gönder