Ana içeriğe atla

85.

 Zamana bırakılan şeyler... 

2020 Ocak ayı, kafamda evliliğimle ilgili türlü düşünceler, bir isteksizlik, tatminsizlik hali, kara bulutlar uyuyup kalktığımda sürekli başımdalar. İçimde büyüyen bir mutsuzluk, nedenini bilmiyorum, tahmin etsem bile kendime itiraf edemediğim için sıkışıp duruyorum. 

Zaman geçiyor, babamın ölümü iyice sarsıp silkeleyip dağıtıyor beni, içimde fırtınalar kopuyor, dışımsa en dingin denizlerden daha dingin, bilmediğim bir yerlerde, diplerde, abisimde* karanlık kaoslar yaşanıyor ama su yüzüne hiçbiri sirayet etmiyor. 

Çok bocalıyorum, bocaladığımı, tutunacak bir şeyler aradığımı, birtek kendime tutunmaya çalışmadığımı şimdi 2 sene sonra fark ediyorum. Hepimizin hataları, istemediğimiz şeyleri fark etmek, kabul etmek ve aksiyon almak için zamanı var, benimki tam bir sene sekiz ay sürüyor, bu süre değersizlik, yetersizlik hissiyle arafta salınmaktan ibaret bir şekilde geçiyor. 

Her yas sürecinin kendi dengesi oluyor, bu sevdiğin birini kaybettikten sonra da, ölümden, ayrılıktan ya da başka kopuşlardan sonra da hep aynı; önce insan kendine durumu itiraf edip, kabul ediyor; sonrasında yüzleşiyor;  sonrasında da yoluna bakmayı öğreniyor. Bu süreçte yapılmaması gereken tek şey, başkalarının sözlerine kulak asmak ya da başkalarının acıları ile kendininkini kıyaslamak. Hiçbirimizin yolu birbirine benzemiyor, ne yürüdüğümüz yollar aynı ne de geldiğimiz yollar, acılar benzer olsa da bizim hissettiklerimiz hiç benzemiyor; birine akıl vermenin beyhudeliğini şimdi şimdi fark ediyorum. Hiçbirimiz birbirimizi tam anlamıyla anlayamayız, bunu fark ediyorum; empati göstermeyi deneyebiliriz ama en nihayetinde ancak bir hisse ortak olabiliriz. Hepimiz bütünün içerisinde milyarlarca küçük parçadan biriyiz, etkimiz var, önemimiz yadsınamaz ama o kadarız, insanız; elimizden gelen şey, kapasitemiz belli. Yaratamayız, bir yarayı vaktinden önce saramayız, her şey dönüp dolaşıp aynı yere geliyor, zaman vermeliyiz. Zamana bırakırken aksiyonlar alabiliriz, elimizden geleni yapabiliriz ama günün sonunda hiçbir çiçek zamanı gelmeden açmayacak bunu da kabul etmeliyiz. 

Zamana bıraktığımız şeylerin başında kendimiz gelmeliyiz belki de, önce kendimizi zamana bırakmalı, kendimize zaman vermeliyiz. Şefkat da böyle başlıyor bence, en azından benim için. Sabırsız olduğum, kendime zaman tanımadığım her an kendime daha çok kızdığımı fark ettim, o yüzden sınırlarımı esnetmeyi deniyorum; kendimle vakit geçirmeyi öğrenmeyi deniyorum. 

Tek başıma tiyatroya gitme konusunda uzmanlaştım, yan koltuğumdakilerle sohbet ettiğimde artık beni yemeyeceklerinden eminim, fikirlerimi daha rahat ve özgürce savunabiliyorum, kendime güvenim yerine gelse de hala bir ortama girdiğimde, bilmeyen olma fikri beni bir adım geride tutuyor, hala sorularımı o kadar cesurca soramıyorum. Halbuki öğrenmek için sormak gerekiyor biliyorum, ama bir yanım hep tutuk, orayı da iyileştireceğim zamanları bekliyorum. 

Belki minik adımlarla geldim yürüdüm buralara kadar ama günün sonunda fark ettiğim günden beri aldığım yol paha biçilemez, hepimiz kendi hayatlarımızın kahramanıyız ve bu öyle güzel ki! 

Kendimle gurur duyuyorum.

Sevgiler

S.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

81.

 2021'e veda ederken..  2019'da kedimin ölümüyle başlayan yılı, 2020'de pandemi, babamın ölümü, ilişki teklemesi ve 2021'de boşanma izledi. Böyle yazınca, okuyunca, uluorta yüzleşince "vay canına" çıkıyor dudaklarımın arasından sadece. İyi ya da kötü değil, sadece hayretler içerisinde bir "vay canına"  Bahsettiğim periyod iki sene olsa da, ben sanki yoğun bir yılmış gibi değerlendiriyorum bu zamanı. Travmalarımın başka travmaları tetiklediği, neticesinde iyileşmenin, kendini bulmanın başladığı bir zaman olduğunu düşünüyorum.  Bu zaman diliminde yaptığım en iyi şey yeni bir kedi sahiplenmek, düzenli spor ve sağlıklı beslenme ile 22 kilo verip tenise ve terapiye başlamak oldu.  Psikologa gidene kadar, kendimden bu kadar bihaber olduğumu bilmiyordum, resmen asalak gibi süzülüp duruyormuşum, aşırı mutlu ve kendinden emin, özgüvenli sandığım içimdeki kız çocuğu meğersem ilgiye aç, tatmin olmayı ve fark edilmeyi bekler halde içimde oturuyormuş; onu elinden...

33.

birkaç gün önce instagram'da talk show'umsu bir programdan bir kesite denk geldim. Sunucu bana tanıdık değil ama belli ki bilindik biri; misafir koltuğunda kapalı stüdyoda güneş gözlükleri ile oturan, şişmanca nispeten aykırı durmaya çalıştığını düşündüğüm; yargı dağıtmıyor sayılmazsam bence yeni nesil bir rapçi ve stüdyonun kalan kısmında maskeleri ile oturan seyirciler.  Paylaşılan kesit, seyircilerden birinin heyecanına ortak oluyor, sanırım "en son neye heyecanlandınız?" diye soruluyor seyircilere. Çok tatlı bir kız, iddia oynarken - yasal bir siteden- son kalan parası 2 TL'nin 200 TL olmasından bahsediyor. Kendinden emin misafir yargı dağıtıp kızı yalancı çıkarmaya çalışıyor, en düşük iddianın 3 TL olduğunu, o yüzden kızın uydurduğunu söylüyor.  Ne kadar kolay değil mi birini rencide edebilmek, onu bozguna uğratarak kendini güçlü hissetmek, aklınca havalı olmak. Kız kendinden emin, iddiaya girelim alırım 200 TL'ni diyerek misafirin cebindeki nakitleri alı...

89.

 Bugün J. ile uzun zaman sonra terapi seansını tamamladık. Geçen sene Ekim gibi danışan koltuğuna oturduğumdaki halimle şimdi arasında dağlar kadar fark var, kendimle gurur duyuyorum her şeyden önce bunu söylemem gerekiyor.  Babamın kaybını, evliliğimin bitişini bu süreci, kendimi tanımayı; kendimle yeniden hatta neredeyse sıfırdan bir ilişki kurmayı deniyorum. Hassas yerlerime dokunuyor, kırgınlıklarımı tartıyorum. İçimdeki çirkin yönlerle yüzleşiyor, çocukluktan gelen tıkalı, yargıya sorguya kapalı odalarımda geziyorum. Bazen anne babama kızıyor, genellikle beni yetiştirme şekilleri için "iyi ki" diyorum. Anne baba olmanın ne kadar zor olduğunu, ne kadar iyi niyetle denersen dene, çocuk yetiştirirken hata yapmanın kaçınılmaz olduğunu yetişkin halimle idrak ediyorum. Hayatın hiçbir alanında mükemmel olmak şart olmadığı gibi, çocuk yetiştirirken de bu yetersizlik hissine kendimizi kapatmamız gerekiyor, bazı hataların yapılması gerekiyor.  Haftada bir başladığım terapim 3 ...