Babamın cenazesinin üzerinden çok da zaman geçmemişken, anne tarafından akrabalarımız aile evine desteğe gelmişlerdi. Maksat yanımızda olmak, bana, anneme ve kız kardeşime destek olup elimizden tutmaktı. Acımız beklenmedik, yasımız büyüktü; ailenin güzelliği buradaydı birlik olup zor günleri geride bırakmakta. Apartman komşularımız da sağolsunlar, evimize tencereyle yemek yığmışlardı, üstelik tüm yemekler bir anda dayanmamıştı kapımıza, kendi aralarında organize olup bugün yemeklerini 8 numaralı daire yapsın, tamam o zaman ertesi gün de 12, ah 21 de yapmak istiyordu derken bizi planlamalarına dahil etmiş, mevcut derdimiz üzerine bir de yemekler bozulur, ne olacak bu kadar yemek şimdi stresini eklememişlerdi.
Can olmak için, illa kan bağı gerekmediğini komşularımız bir kere daha göstermişti. İstanbul'dan desteğe gelen ekiple birlikte Ankara'lı komşuların pişirdiği yemeklerden oluşan sofraya yerleştik; yemeği yemeye başladık; etlisinden, zeytinyağlısına, pilavından tatlısına sanki yapamazmışız gibi cacığına kadar her şeyi düşünmüşlerdi. Destek ekibinden birinden bir ses çıktı, "ay çorbanın tuzu yok, koyu olmuş çok böyle mi yapılır hiç beğenmedim", masada sessizlik; önümüzde hazır gelen yemeğe şükredip bok olsa yiyeceğimiz noktada yemeği eleştirmek hiçbirimizin aklına gelmedi derken ikinci ses geldi "semizotunun haline bak, çok pişmiş; ben yapacaktım ki böyle mi olurdu!"
Hiç fark etmeden hayatımın en düşmanca bakışını yapıştırıvermiş olacağım ki, sözün sahibi derin bir sessizliğe gömdü kendisini ve sonrasındaki birkaç gün daha benzer olaylar yaşanmaya devam etti.
Sinirimi atamadığım günlerden birinde, eşini yeni kaybetmiş annem yanıma gelip "kızım sinirlenme, Allah yapılan iyiliğin de iyilikten sayılmasını nasip etsin, bu da bir meziyet dedi", sinirime yenik düşsem de, annemin ne demek istediğini sonraları çok iyi anladım. Yapılan iyiliğin yerini bulması da, en az iyiliği iyi niyetle yapmak kadar önemliydi, karşıdakine iyi gelmediği sürece yaptığın iyilik hiçbir işe yaramıyordu.
Biraz önce iş hayatımla ilgili dertleştiğim birinin attığı mesaj da aynı hissi uyandırdı bende, derdimi anlatıp böyle böyle oldu, süreç şu aşamada şöyle - böyle hakkımı arayacağım derken mesajı okudum ve kalakaldım "istersen patronunla konuşup halledebilirim" 1- ben senden öyle bir yardım istedim mi? 2- sen kimsin? 3- ben hakkımı arayamayacak kadar aciz miyim de sen dilenciye sadaka verir gibi yardım etmeye niyet ediyorsun?
Bu yardımı yapmaya çalışanın niyeti iyi, ama yaparken acıtmak, zarar vermek olası, birisine iyilik yapmadan önce ona iyi gelip / gelmeyeceğini analiz etmek gerekiyor.
Düşünceli olmak, önsezili olmak o kadar da zor olmamalı sanki?
Sevgiler
S.
Yorumlar
Yorum Gönder