Ana içeriğe atla

76.

 instagram'da harika bir hesap keşfettim, nasıl nereden sayfama düştü bilmiyorum ama birkaç ay olmadı Yasemin Yapanar'ı tanıyalı. O delidolu enerjisi, kendini daha tam bulamamış haldeyken başkalarına yardım etme isteği , deliliği, gülümsemesi kocaman kahkahası, insanı kendiyle başbaşa bırakırken bile yalnız olmadığını hissettirmesi bana iyi geldi. Podcast'lerine daldım; 1-2 tanesini dinledim, katıldım, hak verdim, düşündüm. Yaklaşık iki senedir o kadar çok düşünüyorum ki, artık nasıl düşünmem gerektiğine dair zihnimin kısa yollarını, çıkmazlarını ezberledim. Bugün paylaştığı bir postunu gördüm "siz şimdilerde hangi korkunuzla yüzleşiyorsunuz?"diye sormuş, "özelden değil, yorumlardan gelin" diye de eklemiş notunu. Hiç başkalarının korkularına bakmak aklıma gelmeden yazıverdim kendi korkumu, kendi yüzleşmemi. "yalnız başına bir şeyler yapmak; tiyatroya, sinemaya gitmek mesela!" dedim, ben birkaç haftadır bu korkumu yenmeye çalışıyorum, yeniyorum da; kendi başıma sinemaya gittim bir kere, iki kere de tiyatroya. Hatta ikinci tiyatroya gidişimde daha da sesli güldüm, daha içten, başkası ne der demeden. Ama nedense hala içimde bir yer tutuk, gidip kendinden emin bir şekilde soru sormuyorum danışma görevlilerine; biraz daha muhatap olmadan kendi halimde, kendi yalnızlığıma tutunarak ilerliyorum; halbuki isterdim danışma görevlisine gidip "bu bina hakkında bilgi alabilir miyim?" demeyi; bir sonraki hedefime bunu ekliyorum, merakımı içimde tutmadan, öğrenebileceğim kanallardan iletişimi başlatarak yalnızlığıma keyif ekleyeceğim. 

Zaman gerçekten her şeyin ilacı, ama ilaç kendiliğinden gelmiyor; önce ilaca ihtiyacın olduğunu kabul edeceksin, sonra ilacı isteyeceksin, sonrasında ise almanın yolunu araştırıp öğrenecek ve almak  için elinden geleni yapacaksın. Bir kerede iyileşmiyor insan, sihirli değnek yok, herkes kendi sihirli değneğini yapıyor. Benim değneğim henüz tam çalışmıyor, deneme aşamasında henüz; bazen çalışıyor bazen tutukluk yapıyor, bazı yerlerde nasıl çalışması gerektiğini ben de bilemediğim için, ona da öğretemiyorum, işte her şey zamanla; ilacı almanın yollarını öğreniyorum. 

Sevgiler

S.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

81.

 2021'e veda ederken..  2019'da kedimin ölümüyle başlayan yılı, 2020'de pandemi, babamın ölümü, ilişki teklemesi ve 2021'de boşanma izledi. Böyle yazınca, okuyunca, uluorta yüzleşince "vay canına" çıkıyor dudaklarımın arasından sadece. İyi ya da kötü değil, sadece hayretler içerisinde bir "vay canına"  Bahsettiğim periyod iki sene olsa da, ben sanki yoğun bir yılmış gibi değerlendiriyorum bu zamanı. Travmalarımın başka travmaları tetiklediği, neticesinde iyileşmenin, kendini bulmanın başladığı bir zaman olduğunu düşünüyorum.  Bu zaman diliminde yaptığım en iyi şey yeni bir kedi sahiplenmek, düzenli spor ve sağlıklı beslenme ile 22 kilo verip tenise ve terapiye başlamak oldu.  Psikologa gidene kadar, kendimden bu kadar bihaber olduğumu bilmiyordum, resmen asalak gibi süzülüp duruyormuşum, aşırı mutlu ve kendinden emin, özgüvenli sandığım içimdeki kız çocuğu meğersem ilgiye aç, tatmin olmayı ve fark edilmeyi bekler halde içimde oturuyormuş; onu elinden...

93.

 harika bir söze denk geldim instagramda, diyor ki 30 yaşına kadar yalnız kalmayı, kendi işine bakmayı, affetmeyi, ön yargılarını kırmayı ve asla cahillerle tartışmamayı öğrenmiş olmalısın. Ben bu blogu tam olarak bu cümlede özetlenmiş dersleri öğrenirken; kendi yolumu izlemek, takıldığım yerlere bakmak için açmıştım. Özellikle affetmeyi ve yalnız kalmayı becermeyi deniyordum bir de ön yargıları kırmayı ki hala da bu konuda yoluma devam ediyorum.  İnsanın içinde "kötü biri olabilme" ihtimaliyle yüzleşmesi çok acımasız, benim küçük ve mutlu dünyamdaki en acımasız gerçekti diyebilirim hatta. Bazen içimden geçen düşünceler o kadar kötü kalpli gelirdi ki, kendimden utanır ve bunları "nasıl düşünebilirim" diye kendime kızardım; halbuki insanın aklından milyonlarca düşünce geçebilir; önemli olan bunları sahiplenmeden uğurlamaktır, ben de bunu yeni öğrendim. Duygu ve düşüncelerimizin çıkışını kontrol etme şansımız yok, ama onları nasıl çıkaracağımızı sanırım seçebiliriz, e...

102

 söz ve aksiyonun örtüşmediği yer. karanlık olan, tanıdık olan ama ne yapacağımı bir türlü bilip, öğrenemediğim o yer.  ilişkimin, evliliğimin son birkaç yılını sözleriyle yanımda olmak istediğini söyleyip, aksiyonlarıyla tam tersini söyleyen bir manipülatifle geçirdim, bu teşhisi koymam için çokça kitap, makale okumam, terapi seanslarına gitmem gerekti. bir yerde okumuştum, "bize başkalarının hasta ettiği insanlar gelir" diyordu terapiler için. Ben de bu öğretiyi aldım, söz ve aksiyon uyuşmuyorsa, aksiyonu baz almayı öğrendim. o sözleriyle kalmak istiyorum deyip, aksiyonları desteklemedikçe ben  yapamadım, o dengesizlik beni çökertti, kendimi tanıyamaz hale geldim, gözümün feri söndü, nasıl bir tutarsızlığın içinde olduğumu ancak dışına çıkınca anladım, "bazen sevsek de olmuyor" diye kendimi kandırmayı becerdim, bu kök öğreti yanlıştı, sevmek değildi bu, insan sevdiğini böyle derbeder ortada bırakmazdı; düzdü her şey, sevmiyordu.  bunu değiştirdim, ancak şimdi tam ...