Ana içeriğe atla

74.

Tenimde hissettiğim bir serinlik burun deliklerimden içeri süzülüyor. Son birkaç aydır denediğim nefes çalışmalarından yola çıkarak, gözlerimi hafiftçe kapatıp özellikle omuzlarım rahat mı diye bakıyorum. Aldığım nefesi izlerken, nefesimin geçtiği her yolu farkına varıyor, soluduğum serinliğin vücudumundan geçişini izliyorum. Bu öyle bir geçiş ki gerçekten de içim ürperiyor, soğuğu soluyorum; önce burnumdan girişine sonra hafif kararsız kalıp beynime kadar çıksa mı yoksa aşağı yönlü mü yol izlese tereddütüne şahit oluyorum. Bu şahitlik bir iki saniyelik nefes tutmaya denk düşüyor; nefesimin yönünü aşağı bırakıyorum. Boğazımda aynı serinlik, serinlik aşağılara indikçe daha da artıyor sanki. Göğüs kafesimden geçiyor, ciğerlerim, midem, bağırsağım derken kadınlığıma takılıyor, sonra bacaklarım ve ayak parmaklarıma kadar geziyor nefesim bedenimde; aynı yolun çıkışı daha hızlı bu sefer; gezerken ısınmış. 

İlk olduğum anki gibi değilim, duruşum daha rahat, sanki hafif bir sallatıya esir düşüyorum; gözlerim hala kapalı. Birden dikkatim genişliyor; dağılmak değil de genişlemek; sanki durduğum yeri fark edince olduğum yerle bütünleşiyorum; dal gibi, yaprak gibi salınıyorum; yaprakların esme sesi geliyor kulağıma; uzaktan bir kuş sesi; bu ormanda neden hiç sincap yok diyorum; gözlerimi açsam görürüm belki ama yok; gözlerimi açmıyorum, bu bütünleşmeyi bozacak herhangi bir müdahale için hazır değilim. Ses, koku,  titreşim her şey yeterli; bir sincap gelse hissederim. Sahi, sincap sesini tanır mıyım gözlerim kapalı olsa? Zihnimde salınan düşüncelere hayret ediyorum; zihnimizin kapıları olmayan bir ev olduğu aklıma geliyor, düşünceler de oraya gelen misafirler, amaçsızca gezinip, dolanıyorlar maksat bakıp çıkmak; ben de bu düşüncenin usulca akıp gitmesine müsaade ediyorum. 

Serinlik yerini tanıdık bir ılıklığa bırakıyor, huşu diye tabir ettikleri his bu olmalı diyorum içimden, nerede olduğunu tam anlamıyla bilmediğin ama ait hissettiğin bir yer. 

Nefesim yavaşlıyor, bedenim salınıyor; daha uzaktan gelen sesleri işitmeye başlıyor kulaklarım; uzakta kalmış trafiğin gürültüsü; hafif dağılıyorum; yüzümde bir ıslaklık hissediyorum; gözyaşlarım sicim gibi iniyor yanaklarımdan. Neye ağladığımı bilmiyorum; içim temizleniyor sanki. Yavaşça açıyorum gözlerimi, ilk gördüğüm şey yaprakları dökülmüş bir ağaç; ayaklarımın altında yapraklar, ve o ağaçtan bana bakan bir sincap. 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

81.

 2021'e veda ederken..  2019'da kedimin ölümüyle başlayan yılı, 2020'de pandemi, babamın ölümü, ilişki teklemesi ve 2021'de boşanma izledi. Böyle yazınca, okuyunca, uluorta yüzleşince "vay canına" çıkıyor dudaklarımın arasından sadece. İyi ya da kötü değil, sadece hayretler içerisinde bir "vay canına"  Bahsettiğim periyod iki sene olsa da, ben sanki yoğun bir yılmış gibi değerlendiriyorum bu zamanı. Travmalarımın başka travmaları tetiklediği, neticesinde iyileşmenin, kendini bulmanın başladığı bir zaman olduğunu düşünüyorum.  Bu zaman diliminde yaptığım en iyi şey yeni bir kedi sahiplenmek, düzenli spor ve sağlıklı beslenme ile 22 kilo verip tenise ve terapiye başlamak oldu.  Psikologa gidene kadar, kendimden bu kadar bihaber olduğumu bilmiyordum, resmen asalak gibi süzülüp duruyormuşum, aşırı mutlu ve kendinden emin, özgüvenli sandığım içimdeki kız çocuğu meğersem ilgiye aç, tatmin olmayı ve fark edilmeyi bekler halde içimde oturuyormuş; onu elinden...

33.

birkaç gün önce instagram'da talk show'umsu bir programdan bir kesite denk geldim. Sunucu bana tanıdık değil ama belli ki bilindik biri; misafir koltuğunda kapalı stüdyoda güneş gözlükleri ile oturan, şişmanca nispeten aykırı durmaya çalıştığını düşündüğüm; yargı dağıtmıyor sayılmazsam bence yeni nesil bir rapçi ve stüdyonun kalan kısmında maskeleri ile oturan seyirciler.  Paylaşılan kesit, seyircilerden birinin heyecanına ortak oluyor, sanırım "en son neye heyecanlandınız?" diye soruluyor seyircilere. Çok tatlı bir kız, iddia oynarken - yasal bir siteden- son kalan parası 2 TL'nin 200 TL olmasından bahsediyor. Kendinden emin misafir yargı dağıtıp kızı yalancı çıkarmaya çalışıyor, en düşük iddianın 3 TL olduğunu, o yüzden kızın uydurduğunu söylüyor.  Ne kadar kolay değil mi birini rencide edebilmek, onu bozguna uğratarak kendini güçlü hissetmek, aklınca havalı olmak. Kız kendinden emin, iddiaya girelim alırım 200 TL'ni diyerek misafirin cebindeki nakitleri alı...

89.

 Bugün J. ile uzun zaman sonra terapi seansını tamamladık. Geçen sene Ekim gibi danışan koltuğuna oturduğumdaki halimle şimdi arasında dağlar kadar fark var, kendimle gurur duyuyorum her şeyden önce bunu söylemem gerekiyor.  Babamın kaybını, evliliğimin bitişini bu süreci, kendimi tanımayı; kendimle yeniden hatta neredeyse sıfırdan bir ilişki kurmayı deniyorum. Hassas yerlerime dokunuyor, kırgınlıklarımı tartıyorum. İçimdeki çirkin yönlerle yüzleşiyor, çocukluktan gelen tıkalı, yargıya sorguya kapalı odalarımda geziyorum. Bazen anne babama kızıyor, genellikle beni yetiştirme şekilleri için "iyi ki" diyorum. Anne baba olmanın ne kadar zor olduğunu, ne kadar iyi niyetle denersen dene, çocuk yetiştirirken hata yapmanın kaçınılmaz olduğunu yetişkin halimle idrak ediyorum. Hayatın hiçbir alanında mükemmel olmak şart olmadığı gibi, çocuk yetiştirirken de bu yetersizlik hissine kendimizi kapatmamız gerekiyor, bazı hataların yapılması gerekiyor.  Haftada bir başladığım terapim 3 ...