Ana içeriğe atla

69.

15 Kasım 2021. Benim için öyle eşsiz, öyle güzel ve öyle önemli bir gün ki. Basitliğin ve sadeliğin tatminin göstergesi, ilerleyişin rahat alanından çıkabilme cesaretinin göstergesi. Birçok insan için çok basit olsa da attığım adım, yaptığım şey benim için çok kıymetli, benim değişmek için can atışımın tonlarca minik göstergesinden biri. 

Bugün tek başıma dışarıda yemek yedim! Belki çocukça ve basit bir etkinlik ama hayatının her anında yanında eşlikçi arayan, bunun olmazsa olmaz olduğuna inanan benim için harika bir tecrübe. 35 yaşımdan sonra kendimle ilişki kurmayı öğrenmeye çalışan ben dışarıda, uzun süredir önünden geçip merak ettiğim bir restoranda ilk kez tek başıma yemek yedim. 

Ağustos ayından beri Fenerbahçe taraflarında haftanın üç günü tenis oynuyorum, daha doğrusu tenis dersi alıyorum. İlk başta raketi savurup karşılayamadığım toplar, birkaç ders sonra file üstünden kontrolsüzce de olsa karşı tarafa geçmeye başladı, sonraki derslerde toplara yön vermeyi, sonrasında uzaktan vurmayı şimdi şimdi de güçlü vurmayı öğreniyorum. 

İlk derslerde kendime yapamadığım için kızan sinirlenen ben, şimdi hocamın tekrar eden cümlesiyle acemiliğimi kabul ediyor ve kendime zaman veriyorum, "dünyanın şampiyonu raketini eli sanıyor, o bile hala günde 6 saat çalışıyor sen nasıl yapamıyor olmayı kabul edemiyorsun?" Daha önceki yazılarda da defalarca bahsetmiştim, insan ne yaparsa kendine yapıyor. Ben  kendime sınırlar koyup, sanki üç derste en iyi olmam gerekiyormuş, arkamdan kovalayan varmış gibi kendime yüklenip; sonra da o sınırlar altında kendimi başarısızlıkla suçluyorum. Ne var üç ders değil de on derste öğrensen, ne var yapamasan, daha çok denesen. Ah bu enkazlar, hepsi çocukluktan geliyor, sevginin, değer görmenin başarmakla eşleşmesinden geliyor. Doğru çocuklar yetiştirebilmek için sanırım önce doğru ebeveynler olmamız gerekiyor. 

Tenis derslerinin bitiminde hep aynı yoldan eve dönüyorum, yolumun üzerinde gözüme hep aynı restoran ilişiyor. "De.ly pizza" Mekan her zaman kalabalık, oturanlar orta-üst yaş grubu ya da aileler. Belli ki mahallenin güzel pizzacısı orası. Ben de bir gün arkadaşlarımla orada buluşmak istiyorum; sonra bu planı hiç gerçekleştirmeden oraya bakıp bakıp geçiyorum önünden. İnsan bir şeyi istedi mi, bir şeye ihtiyaç duydu mu sahip çıkmalı bu talebe, onu yapmak için çaba koymalı ortaya. Ben de son tenis dersi çıkışında açlığıma verip restoranı kendi başıma denemeye karar veriyorum. 

Arabamı bir alt sokağa park edip, hafif terli tshirtüm, polarım ve neon turuncu şapkamla giriyorum restorana, içeride oturmayı tercih ediyorum; etrafı kitaplık gibi olan mekandaki tüm kitapları inceleyip ve yeni merakım felsefe konusundan yürüyüp arthur schopenhauer 'u alıyorum elime, "mutluluk sanatı" altını çize çize okuyorum, 50 sayfalık kitap bir türlü bitmek bilmiyor. Neredeyse her cümlenin altını çizip pizzamı yiyorum; sahipleri / işletmecileri ile sohbet ediyorum. Tenisten tutup kayaktan çıkıyoruz, alaçatından girip italyadan çıkıyoruz; hırvatistan'daki yelken yarışlarından aromaterapiye uzanan sohbetimizde ben de yeni insanlarla sohbet etmenin, tek başınalığın sefasını sürüyorum. 

Tek başınalıkta insana huzur veren bir şey var, tek başınalıkta sınırlar hem belli hem de bir o kadar sonsuz; ne yapabileceğini biliyorsun; başka düşünce yok sadece sen varsın, sen ve senin isteklerin. 

Yalnızlığa alışmak tehlikeli olabilir gibi duruyor buradan bakınca; yalnızlığa alışan biri başkasına zor alışır gibi duruyor. 

Her şey deneyim neticesinde, ne demişti Matt Haig; öğrenmek için yaşamak gerek.

Sevgiler

S.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

81.

 2021'e veda ederken..  2019'da kedimin ölümüyle başlayan yılı, 2020'de pandemi, babamın ölümü, ilişki teklemesi ve 2021'de boşanma izledi. Böyle yazınca, okuyunca, uluorta yüzleşince "vay canına" çıkıyor dudaklarımın arasından sadece. İyi ya da kötü değil, sadece hayretler içerisinde bir "vay canına"  Bahsettiğim periyod iki sene olsa da, ben sanki yoğun bir yılmış gibi değerlendiriyorum bu zamanı. Travmalarımın başka travmaları tetiklediği, neticesinde iyileşmenin, kendini bulmanın başladığı bir zaman olduğunu düşünüyorum.  Bu zaman diliminde yaptığım en iyi şey yeni bir kedi sahiplenmek, düzenli spor ve sağlıklı beslenme ile 22 kilo verip tenise ve terapiye başlamak oldu.  Psikologa gidene kadar, kendimden bu kadar bihaber olduğumu bilmiyordum, resmen asalak gibi süzülüp duruyormuşum, aşırı mutlu ve kendinden emin, özgüvenli sandığım içimdeki kız çocuğu meğersem ilgiye aç, tatmin olmayı ve fark edilmeyi bekler halde içimde oturuyormuş; onu elinden...

33.

birkaç gün önce instagram'da talk show'umsu bir programdan bir kesite denk geldim. Sunucu bana tanıdık değil ama belli ki bilindik biri; misafir koltuğunda kapalı stüdyoda güneş gözlükleri ile oturan, şişmanca nispeten aykırı durmaya çalıştığını düşündüğüm; yargı dağıtmıyor sayılmazsam bence yeni nesil bir rapçi ve stüdyonun kalan kısmında maskeleri ile oturan seyirciler.  Paylaşılan kesit, seyircilerden birinin heyecanına ortak oluyor, sanırım "en son neye heyecanlandınız?" diye soruluyor seyircilere. Çok tatlı bir kız, iddia oynarken - yasal bir siteden- son kalan parası 2 TL'nin 200 TL olmasından bahsediyor. Kendinden emin misafir yargı dağıtıp kızı yalancı çıkarmaya çalışıyor, en düşük iddianın 3 TL olduğunu, o yüzden kızın uydurduğunu söylüyor.  Ne kadar kolay değil mi birini rencide edebilmek, onu bozguna uğratarak kendini güçlü hissetmek, aklınca havalı olmak. Kız kendinden emin, iddiaya girelim alırım 200 TL'ni diyerek misafirin cebindeki nakitleri alı...

89.

 Bugün J. ile uzun zaman sonra terapi seansını tamamladık. Geçen sene Ekim gibi danışan koltuğuna oturduğumdaki halimle şimdi arasında dağlar kadar fark var, kendimle gurur duyuyorum her şeyden önce bunu söylemem gerekiyor.  Babamın kaybını, evliliğimin bitişini bu süreci, kendimi tanımayı; kendimle yeniden hatta neredeyse sıfırdan bir ilişki kurmayı deniyorum. Hassas yerlerime dokunuyor, kırgınlıklarımı tartıyorum. İçimdeki çirkin yönlerle yüzleşiyor, çocukluktan gelen tıkalı, yargıya sorguya kapalı odalarımda geziyorum. Bazen anne babama kızıyor, genellikle beni yetiştirme şekilleri için "iyi ki" diyorum. Anne baba olmanın ne kadar zor olduğunu, ne kadar iyi niyetle denersen dene, çocuk yetiştirirken hata yapmanın kaçınılmaz olduğunu yetişkin halimle idrak ediyorum. Hayatın hiçbir alanında mükemmel olmak şart olmadığı gibi, çocuk yetiştirirken de bu yetersizlik hissine kendimizi kapatmamız gerekiyor, bazı hataların yapılması gerekiyor.  Haftada bir başladığım terapim 3 ...