boşanma protokolü cumartesi sabahı, senelerce birlikte yaşadığımız eve kahvaltıya davet ettiğim eşimin gelmesiyle imzalandı. birlikte kahvaltı hazırladık, karşılıklı oturup sohbet ettik; her zamanki gibi ben konuştum, anlattıkça anlattım, en ufak detayına kadar bahsettim her şeyden. sanki karşımdakinin kim olduğunun bir önemli yoktu anlatırken, ben o andaydım ve o dinliyordu. o an karı-koca da değildik, boşanan iki insan da, o an zamanın içerisinde iki ruhtuk birbirini tanıyan, ve birbirinde dinlenen. öylece geçti vakit, seni seviyorum cümleleri ile imzaladık boşanma protokolünü. Sevip de devam edemeyeceğini bilmek, devam etsen de yürümeyeceğini bilmek tuhaf bir his, istiyorsun, seviyorsun ama yetmiyor. Hikayemiz bu kadarmış bizim, seneler sonraki halimi hayal ediyorum; kim bilir nasıl anacağım bu günleri, ne şekilde düşecek aklıma, kalbime; hangi detaylarını unutup hangilerine tebessüm edeceğim? Haluk Bilginer eski bir röportajında "20 yıl sonraki Haluk'u çok kıskanıyorum, kim bilir neler öğrenmiş olacak" demişti; 17 sene sonra da Emmy ödülünü kucaklamıştı.
Kader gayrete ne kadar aşıksa hayatın da senin olmayandan zerafetle vazgeçişine ayrı bir saygısı var. Denemek, çabalamak oldurmaya çalışmak güzel, ama bir noktada gerçekleri kabul edip zorlamamayı, güzellikle vazgeçmeyi denemek gerekiyor, hem hayatın bizi başka nasıl bir zorluktan alıkoyduğunu ya da daha nasıl bir güzelliğe hazırladığını nereden bilebiliriz; akışa güvenmek gerek, zor olsa da bırakmak gerek.
Güzelliklerin geleceğine inanıyorum, şimdiden başladılar bile.
Sevgiler
S.
Yorumlar
Yorum Gönder