ilişki içerisinde hepimizin belli görevleri var, bunlar sessiz bir anlaşmanın görünmez kalemle yazılmış kuralları gibi. boşanma ihtimali doğduğundan beri sürekli tek başıma yapabilir miyim, hayatta kalabilir miyim, geçinebilir miyim, ustalarla uğraşabilir miyim, ben taşınabilir miyim, arabamı servise götürebilir miyim diye düşünüp duruyorum.
12 sene öncesine, benim bu ilişkiye başlamadan önceki halime gitsek; interrailini yapmış, bilmediği adamlarla sırf seyahat macerasına aynı odada kalmış, sırtında 30 kilo çanta ile avrupayı dolaşıp tonlarca insan tanımış o kızı bulurduk. Evlenmeyeceğine, Türkiye'de yaşamayacağına ant içmiş, hayallerinin peşinden koşan o kızı bulurduk. Dünyaları yerinden oynatacağına emin, her şeyin üstesinden gelecek, hobileri olan, arkadaş çevresi bol olan, sevdiği şeyleri bilen, tutkularına sahip çıkan, çok okuyan, çok gezen dvd koleksiyonu olan o kızı bulurduk.
Evlendiğim, sevdiğim için tabii ki eşimi suçlamıyorum, bunların hepsi benim tercihimdi, neden bilmem kendimi ona adamış olmak, onun sevgisi üzerinden tanımlamak, güzel sevmek bana hep çok mutlu hissettirdi. Kimsenin sevmesine benzemeyen eşsiz bir sevgiyi ona sunduğum için kendimle hep gurur duydum, hep mutlu ve yeterli hissettim. Ta ki bu denklem, doğru olduğunu düşünüp mutlu ettiğine inandığım bu his duvara çarpana kadar.
Kendimi o kadar onunla tanımlamış, onu severek o kadar işe yarar hissetmiştim ki, denklemden çıkmasını kendim istememe rağmen, yokluğunda yüzleşeceğim o "işe yaramazlık" hissini bir türlü nereye sığdıracağımı bilemedim.
Biliyorum, yeteri kadar zaman geçtiğinde; geri dönüp bu satırları okuduğumda "kendine bunları neden yaptın S.?" diyeceğim, biliyorum kızacak, harcadığım zamana üzüleceğim ara ara, ama içten içe her şeyin büyüme ve değişim sürecimin bir parçası olduğunu bileceğim.
Birkaç gündür denediğim soğuk ve mesafeli durma hali, beni eski günleri sıklıkla düşünmeye itiyor. Sonunu artık bildiğim bir kitabın sayfalarında gezinip, yazarın bizi sona ne zaman hazırladığını bulmaya çalışıyorum. Bu işe yaramazlık hissini somutlaştırmaya çalışıyorum, günlük hayata katkı mı, evlilik içerisindeki görünmez kurallar mı, hayatı paylaşırkenki sorumluluk mu, rol dağılımı mı ne? İçinden çıkamayınca hepsinin üzerinden teker teker geçmeye karar veriyorum ve evde yapılan, ortak hayata konu işleri sıralıyorum
ampül değiştirme - usta işleri ile uğraşma - kiranın ödenmesi - elektronik işler - kedinin veteriner işleri - çamaşır / ütü / bulaşık - temizlik - kuru temizleme - lostra - site yönetimi görüşmeleri - para pul işleri - spor üyeliği - hobiler - haftasonu etkinlikleri - tatil organizasyonları - yemek - aile ziyaretleri etkinlikleri
Aklıma gelen bunca madde içerisinde, belki iki ya da üç tanesini o yapıyordu; madem her şeyi ben yapıyor, her şeyle tek başıma başa çıkıyordum bu yalnızlık hissi nereden geliyordu?
Cevabı acımasızca basit "benim olduğunu sandığım şeyle, gerçekte yaşadığım arasındaki farkı görmezden gelişimden, bir türlü kabul etmeyişimden.
Yine ve yine her şeyin benim sorumluğunda olduğunu fark ettiğim anlardan biri, bu farkındalıkların biraz zaman sonra çözümde büyük rol oynayacağına eminim.
Sevgiler
S.
Yorumlar
Yorum Gönder