Ana içeriğe atla

64.

 Bir önceki yazıda, kendimce kötü biri olmaya çalıştığımdan bahsetmiştim, çok zaman önce değil dün yazdım o yazıyı, ama ne bilinçaltım ne kalbim huzurlu değil kötü biri olmaya çalışırken. Soğuk ve mesafeli durmak benim hamurumda yok nedense, aşırı taşkın sıcak ve sevgi dolu olmamayı kötü olmak sanıyorum; çocukluktan gelen tanımlarımda bir sapma var. Sanki hislerim büyük bir kütüphane içinde yanlış raflarda duran kitaplar gibi, romantik kitaplar bilim kurgu kitaplarının içinden çıkıyor, tarih kitaplarından erotik romanlar, şiirlerin içinden antropoloji kitapları ve vergiler. Kitapları oldukları yere koymak için, hepsini bir kerede yere döküp indirmek mi gerekiyor, ya da tüm dağınık kitapları bir yere toplamak? Bu karmaşalar, bu değişik tanımlar nasıl çözülecek, ya da hepsinden önemlisi yeniden karışır mı dizsem? 

J. ile seans arasını iki haftaya yeni çıkardık, ben hem gitsem ne konuşurum acaba diye düşünüyor, hem de anlatacak çok şey var diyorum. Artık seanslara gitmeden önce çalışıp, konu belirlemeye; öncesinde de kendimi gözlemleyip o gözlemlerimi paylaşmaya karar verdim, yani birazcık daha bilinçli bir terapi yolculuğuna hazırım diyebilirim. J. ile her zaman olayların üzerinden konuşur, nelerin daha çok canımı acıttığını bulur, kaynağını arar çocukluğuma gider gelirdik. Şimdi şimdi fark ediyorum ki, çoğu davranış zaten kemiklekmiş durumda, çoğu çocukluktan, tekrar eden davranışlara maruz kalmaktan geliyor. Kendine baktığın göz, sevme şeklin, duygulanman hatta nefret etmek şeklin bile. Artık farkındalık biraz arttığına göre, şimdi bu farkındalık ile neler yapabileceğime bakmam gerekiyor, bunu nasıl aksiyona dökebilir, neleri ne kadar değiştirebilirim buna odaklanacağım, odaklanmak için de enerjimi biteceğini kabul ettiğim bir ilişki uğruna debelenip harcamaktansa, kendime verip odaklanmak için harcayacağım. 

Bazen başa döndüğümü düşününce aklıma hep aynı söz geliyor, "healing is linear" , dolayısı ile devam. 

Sevgiler

S.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

81.

 2021'e veda ederken..  2019'da kedimin ölümüyle başlayan yılı, 2020'de pandemi, babamın ölümü, ilişki teklemesi ve 2021'de boşanma izledi. Böyle yazınca, okuyunca, uluorta yüzleşince "vay canına" çıkıyor dudaklarımın arasından sadece. İyi ya da kötü değil, sadece hayretler içerisinde bir "vay canına"  Bahsettiğim periyod iki sene olsa da, ben sanki yoğun bir yılmış gibi değerlendiriyorum bu zamanı. Travmalarımın başka travmaları tetiklediği, neticesinde iyileşmenin, kendini bulmanın başladığı bir zaman olduğunu düşünüyorum.  Bu zaman diliminde yaptığım en iyi şey yeni bir kedi sahiplenmek, düzenli spor ve sağlıklı beslenme ile 22 kilo verip tenise ve terapiye başlamak oldu.  Psikologa gidene kadar, kendimden bu kadar bihaber olduğumu bilmiyordum, resmen asalak gibi süzülüp duruyormuşum, aşırı mutlu ve kendinden emin, özgüvenli sandığım içimdeki kız çocuğu meğersem ilgiye aç, tatmin olmayı ve fark edilmeyi bekler halde içimde oturuyormuş; onu elinden...

33.

birkaç gün önce instagram'da talk show'umsu bir programdan bir kesite denk geldim. Sunucu bana tanıdık değil ama belli ki bilindik biri; misafir koltuğunda kapalı stüdyoda güneş gözlükleri ile oturan, şişmanca nispeten aykırı durmaya çalıştığını düşündüğüm; yargı dağıtmıyor sayılmazsam bence yeni nesil bir rapçi ve stüdyonun kalan kısmında maskeleri ile oturan seyirciler.  Paylaşılan kesit, seyircilerden birinin heyecanına ortak oluyor, sanırım "en son neye heyecanlandınız?" diye soruluyor seyircilere. Çok tatlı bir kız, iddia oynarken - yasal bir siteden- son kalan parası 2 TL'nin 200 TL olmasından bahsediyor. Kendinden emin misafir yargı dağıtıp kızı yalancı çıkarmaya çalışıyor, en düşük iddianın 3 TL olduğunu, o yüzden kızın uydurduğunu söylüyor.  Ne kadar kolay değil mi birini rencide edebilmek, onu bozguna uğratarak kendini güçlü hissetmek, aklınca havalı olmak. Kız kendinden emin, iddiaya girelim alırım 200 TL'ni diyerek misafirin cebindeki nakitleri alı...

89.

 Bugün J. ile uzun zaman sonra terapi seansını tamamladık. Geçen sene Ekim gibi danışan koltuğuna oturduğumdaki halimle şimdi arasında dağlar kadar fark var, kendimle gurur duyuyorum her şeyden önce bunu söylemem gerekiyor.  Babamın kaybını, evliliğimin bitişini bu süreci, kendimi tanımayı; kendimle yeniden hatta neredeyse sıfırdan bir ilişki kurmayı deniyorum. Hassas yerlerime dokunuyor, kırgınlıklarımı tartıyorum. İçimdeki çirkin yönlerle yüzleşiyor, çocukluktan gelen tıkalı, yargıya sorguya kapalı odalarımda geziyorum. Bazen anne babama kızıyor, genellikle beni yetiştirme şekilleri için "iyi ki" diyorum. Anne baba olmanın ne kadar zor olduğunu, ne kadar iyi niyetle denersen dene, çocuk yetiştirirken hata yapmanın kaçınılmaz olduğunu yetişkin halimle idrak ediyorum. Hayatın hiçbir alanında mükemmel olmak şart olmadığı gibi, çocuk yetiştirirken de bu yetersizlik hissine kendimizi kapatmamız gerekiyor, bazı hataların yapılması gerekiyor.  Haftada bir başladığım terapim 3 ...