İnsan hislerini ifşa etti mi, ortalığa döktü mü kalbinden geçeni nedense kıymet bileni az oluyor; halbuki ne kötülüğü olabilir dürüstlüğün, sevdiğini, özlediğini söylemenin?
Toksik ve üzücü, istenmediğimi hissettiğim, değersiz hissettiğim, bir şeyleri paylaşamadığıma emin olduğum ilişkimi, evliliğimi kendi isteğimle bitirmek istememe rağmen özlüyorum, canım acıyor. İnsan sevdiğinden gelen acıyı da sever mi, oluyor işte. Bazen hiçbir hissin rasyonelitesi olmuyor.
Çocukluğumdan beri öğrendiğim emin değilsen konuşmalar, sevgini kıymet bilene saklalar ve tüm diğer kodlanmış kötü öğretiler 35. yaşımda birer birer acıtıyor canımı. Özlediğimi söylemekten korkuyorum, sevgimi ortalığa saçarsam ziyan ederler diyorum; halbuki ne insanlık, ne kadınlık başkasında harcanmıyor, sevgi ve güven de öyle. Bu hislerin kişinin kendisiyle ilgili olduğunu, aslında başkasında sadece yansıdığını anladığımda 35 yaşındaydım; bu kıymetli tecrübem bir evliliğe mal olmuş olsa da; hayatımın geri kalanında doğru yolu göstereceğine eminim.
Bazen yeniden sevebilir miyim diye düşünüyorum, cesaret edebilir miyim diyorum; bu kadınlık mevzusu anlaşılır, onarılır mı, kıymetli hisseder miyim yoksa ürkek mi kalırım hep.. Kaygılar, kaygılar, anlamsız boş düşünceler. Üzerinde durup vakit geçirmezsen kendiliğinden geldikleri gibi gidiyorlar; sevgi kutsal, duygularını tanıyıp anlayınca, neyin sana ne hissettirdiğini tartıp bilince kapılar bir bir açılıyor sanki.
Hayat, işaretleri doğru okuyana, istediğini bilene, ihtiyacına sahip çıkana açıyor kapısını. Hayat, inatçı olanı seviyor, inatçı ve esnek olana açıyor kapısını. Neydi o güzelim söz "kader gayrete aşıktır."
Yeni beni yaratırken, karşılaştığım tüm zorluklar için teşekkürler, hepsinin geride kalıp beni büyütmesi şerefine!
Sevgiler
S.
Yorumlar
Yorum Gönder