Ana içeriğe atla

59.

 İnsan hislerini ifşa etti mi, ortalığa döktü mü kalbinden geçeni nedense kıymet bileni az oluyor; halbuki ne kötülüğü olabilir dürüstlüğün, sevdiğini, özlediğini söylemenin? 

Toksik ve üzücü, istenmediğimi hissettiğim, değersiz hissettiğim, bir şeyleri paylaşamadığıma emin olduğum ilişkimi, evliliğimi kendi isteğimle bitirmek istememe rağmen özlüyorum, canım acıyor. İnsan sevdiğinden gelen acıyı da sever mi, oluyor işte. Bazen hiçbir hissin rasyonelitesi olmuyor.

Çocukluğumdan beri öğrendiğim emin değilsen konuşmalar, sevgini kıymet bilene saklalar ve tüm diğer kodlanmış kötü öğretiler 35. yaşımda birer birer acıtıyor canımı. Özlediğimi söylemekten korkuyorum, sevgimi ortalığa saçarsam ziyan ederler diyorum; halbuki ne insanlık, ne kadınlık başkasında harcanmıyor, sevgi ve güven de öyle. Bu hislerin kişinin kendisiyle ilgili olduğunu, aslında başkasında sadece yansıdığını anladığımda 35 yaşındaydım; bu kıymetli tecrübem bir evliliğe mal olmuş olsa da; hayatımın geri kalanında doğru yolu göstereceğine eminim. 

Bazen yeniden sevebilir miyim diye düşünüyorum, cesaret edebilir miyim diyorum; bu kadınlık mevzusu anlaşılır, onarılır mı, kıymetli hisseder miyim yoksa ürkek mi kalırım hep.. Kaygılar, kaygılar, anlamsız boş düşünceler. Üzerinde durup vakit geçirmezsen kendiliğinden geldikleri gibi gidiyorlar; sevgi kutsal, duygularını tanıyıp anlayınca, neyin sana ne hissettirdiğini tartıp bilince kapılar bir bir açılıyor sanki. 

Hayat, işaretleri doğru okuyana, istediğini bilene, ihtiyacına sahip çıkana açıyor kapısını. Hayat, inatçı olanı seviyor, inatçı ve esnek olana açıyor kapısını. Neydi o güzelim söz "kader gayrete aşıktır."

Yeni beni yaratırken, karşılaştığım tüm zorluklar için teşekkürler, hepsinin geride kalıp beni büyütmesi şerefine!

Sevgiler

S.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

98.

 Benim artık 36.yaşım bitti, ağustos ortasında bir yaş daha aldım ve 30 sonrasında yürüdüğüm yol sancılı da olsa o kadar mutluyum ki. İnsanın, kendini bulmayı denemesinin, kendiyle bağ kurmasının ödenebilir bedeli neyse ödenmeli. İnsan ancak kendini anlayıp, kendiyle doğru şekilde yüzleşip kendini olduğu gibi kabul ettikçe emin yol alabiliyor.  Bana evliliğim süresinde kötü olduğumun söylendiği yerlerimin hiç de kötü olmadığını tecrübeyle öğreniyorum, toksik bir ilişki yaşadığımı ancak dışına çıkınca gördüm, kendime yapılmasına müsaade ettiğim her şey için kendimden özür diledim, işin kötüsü kızacak kimse yoktu çünkü toksik bireyler de bunu kötü niyetle yapmıyorlar; hepimiz aile evlerimizde öğrendiklerimizin esiriyiz. O yüzden sahip olduğumuz doğrular gerçekten karakter, ahlak olarak bizim doğrularımız mı bakmak, tartmak gerekiyor. Kendimizle bu yüzden yüzleşmemiz gerekiyor, kök öğretilerimizi sorgulamamız, içselleştirdiğimiz seslerin gerçekten kimlerin sesi olduğunu bulmamız ...

79.

"Fazla yakınlığın getirdiği uzaklıktayız" diye bir söz okumuştum zaman evvel bir yerde, sonrasında da içimden "yakın olmak için uzak dur benden" diye mırıldanıvermiştim. İki zıt kavram, ilişkilerin varlığını, hatta bazı bazı dengesizliğini anlatabilmek için aynı cümlenin içerisinde usulca yanyana durabiliyordu; onlar aynı cümlede yanyana durabiliyordu da, ben bu evliliğin içinde bana benzemeyenle duramıyordum.  13 Haziran'da başlayan evliliğimiz, 13 Aralık'ta mahkemeden eve gelen tebligatla resmi olarak sona erdi, tam tamına 7,5 sene süren evlilik defterini artık vicdanım rahat bir şekilde kapattığımı kendi kendime itiraf edebilirim. Öncesinde de 5 senelik birliktelik derken; ömrümün kabaca üçte birini sevdiğim bir adama vermenin tatlı huzurunu, güzel bir ilişki yaşamış olmanın lüksünü, sevmenin ve sevilmenin sefasını yeterince sürmüş olmanın keyfini derinlemesine hissediyorum.  Bu evliliği bitirmeye karar verme aşamasında kendime daha fazla sürdüremeyeceğim...

100.

Hello hundred.  Sanki son birkaç senenin özetini çıkarmak için geldim buraya, içimde yılgın bir hal, tatminsiz, yorgun, hiçbir şey yapmak istemiyor. Aslında çok iyiydim, yaptıklarımla gurur duyuyor, kendimi şımartıyor, pohpohluyor eşanlı olarak  da ayaklarımı yere bastırıyordum.  Online dating'in bokunu çıkarıp 40 civarı yeni insanla tanışmış olmaktan, hikayelerini dinlemiş olmaktan dolayı mutluydum; sonra bir şey oldu, aniden, tüm o kendimle kurduğum bağlar, yalnız başıma mutlu olma hissim tuhaf bir çöküntüye bıraktı yerini. Bu haftasonu evimde tek başıma otururken, boş boş duvarlara bakarken hissetmeye başladım bunu. Ne yaparsam yapayım, yine de ne istediğimi bilmiyordum, almadığım her zevk, hissetmediğim her bir tatmin sanki işleri giderek güçleştiriyordu. Sosyal medyadan mı etkilendim, başkaları kadar akıllı mı göremedim kendimi bilmiyorum, bir yandan kendimden neredeyse sonsuz eminken, içimden bir anda özgüvensiz biri çıkıverdi.  Sanırım dinlediğim hikayelerin b...