Ana içeriğe atla

58.

 boşanmaya karar vermemin üzerinden 2 ay, evden taşınmasının üzerinden tam 3 hafta geçti. Bu sürenin bir haftasını tatilde geçirdim, onunla geçen sene aynı zamanlarda gittiğimiz tatilde aynı restoranlara gidip, tesadüfen aynı masalara oturdum. birinde mırılandığı şarkı kulağıma geldi inceden, "tatlı gülüş, pek yaraşır gözleri ömre bedel..." 

Seyahatten dönüş yolunda aklımda bu şarkı, gözyaşlarım şelale. Neye ağladığımı ayırt edemeden süzüldü gözyaşlarım, şarkıların gürültüsüne karıştı hıçkırıklarım. Ben çok sevdim, seviyorum. Birini severken terk etmek çok zor, ama insan kendini seçtiğinde; mutsuz olma ihtimaline tahammül edemediğinde bırakması gerekiyor. Toksik olduğunu bilsen de, yürümeyeceğini bilsen de sevmek, severken vazgeçmek çok zor. O kadar özledim ki, kokusu burnumda, yüzü gözümün önünde, sesi beni sevdiğini fısıldıyor sanki. Yağmurlu bi pazar sabahında koynunda uyanıp sarılmaktan başka bir isteğim yoktu sanki, yine ağladım. 

Ağlamak, özlemek, yerine koyamamak, yokluğu ile ne yapacağını bilememek. Her şey zor, her şey tek kişilik. İnsan kendisine iyi gelmeyeni ister mi, istiyor işte. 

Koltuğumda oturup boş boş televizyona bakarken istiyorum ki saçımı okşasın, göğsüne yatayım, istiyorum ki ben kitap okurken o makineyi boşaltsın ama yok. Netflix'i açıyorum, üyelik onun, şifreyi bilmiyorum yine ağlıyorum. 

Ben çok özlüyor, çok ağlıyorum; yine de tüm acılara rağmen kendimi seçip yoluma devam ediyorum. Biliyorum, eminim bu yolu geri dönsem acılar diner ama mutsuzluk baki. Ben yine kendimi seçiyorum. 

Sevgiler

S.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

81.

 2021'e veda ederken..  2019'da kedimin ölümüyle başlayan yılı, 2020'de pandemi, babamın ölümü, ilişki teklemesi ve 2021'de boşanma izledi. Böyle yazınca, okuyunca, uluorta yüzleşince "vay canına" çıkıyor dudaklarımın arasından sadece. İyi ya da kötü değil, sadece hayretler içerisinde bir "vay canına"  Bahsettiğim periyod iki sene olsa da, ben sanki yoğun bir yılmış gibi değerlendiriyorum bu zamanı. Travmalarımın başka travmaları tetiklediği, neticesinde iyileşmenin, kendini bulmanın başladığı bir zaman olduğunu düşünüyorum.  Bu zaman diliminde yaptığım en iyi şey yeni bir kedi sahiplenmek, düzenli spor ve sağlıklı beslenme ile 22 kilo verip tenise ve terapiye başlamak oldu.  Psikologa gidene kadar, kendimden bu kadar bihaber olduğumu bilmiyordum, resmen asalak gibi süzülüp duruyormuşum, aşırı mutlu ve kendinden emin, özgüvenli sandığım içimdeki kız çocuğu meğersem ilgiye aç, tatmin olmayı ve fark edilmeyi bekler halde içimde oturuyormuş; onu elinden...

33.

birkaç gün önce instagram'da talk show'umsu bir programdan bir kesite denk geldim. Sunucu bana tanıdık değil ama belli ki bilindik biri; misafir koltuğunda kapalı stüdyoda güneş gözlükleri ile oturan, şişmanca nispeten aykırı durmaya çalıştığını düşündüğüm; yargı dağıtmıyor sayılmazsam bence yeni nesil bir rapçi ve stüdyonun kalan kısmında maskeleri ile oturan seyirciler.  Paylaşılan kesit, seyircilerden birinin heyecanına ortak oluyor, sanırım "en son neye heyecanlandınız?" diye soruluyor seyircilere. Çok tatlı bir kız, iddia oynarken - yasal bir siteden- son kalan parası 2 TL'nin 200 TL olmasından bahsediyor. Kendinden emin misafir yargı dağıtıp kızı yalancı çıkarmaya çalışıyor, en düşük iddianın 3 TL olduğunu, o yüzden kızın uydurduğunu söylüyor.  Ne kadar kolay değil mi birini rencide edebilmek, onu bozguna uğratarak kendini güçlü hissetmek, aklınca havalı olmak. Kız kendinden emin, iddiaya girelim alırım 200 TL'ni diyerek misafirin cebindeki nakitleri alı...

89.

 Bugün J. ile uzun zaman sonra terapi seansını tamamladık. Geçen sene Ekim gibi danışan koltuğuna oturduğumdaki halimle şimdi arasında dağlar kadar fark var, kendimle gurur duyuyorum her şeyden önce bunu söylemem gerekiyor.  Babamın kaybını, evliliğimin bitişini bu süreci, kendimi tanımayı; kendimle yeniden hatta neredeyse sıfırdan bir ilişki kurmayı deniyorum. Hassas yerlerime dokunuyor, kırgınlıklarımı tartıyorum. İçimdeki çirkin yönlerle yüzleşiyor, çocukluktan gelen tıkalı, yargıya sorguya kapalı odalarımda geziyorum. Bazen anne babama kızıyor, genellikle beni yetiştirme şekilleri için "iyi ki" diyorum. Anne baba olmanın ne kadar zor olduğunu, ne kadar iyi niyetle denersen dene, çocuk yetiştirirken hata yapmanın kaçınılmaz olduğunu yetişkin halimle idrak ediyorum. Hayatın hiçbir alanında mükemmel olmak şart olmadığı gibi, çocuk yetiştirirken de bu yetersizlik hissine kendimizi kapatmamız gerekiyor, bazı hataların yapılması gerekiyor.  Haftada bir başladığım terapim 3 ...