26 Eylül pazar itibari ile eşim evden taşındı, artık yolların ilk ayrımına gelmiş bulunduk. Yaklaşık 2 senedir bu evlilik içerisinde kendimi yalnız hisseder, 1 senedir aleni şekilde karşılıklı çabalarken ilk aşamada evleri ayırdık, ikinci aşamamız da mahkeme.
27 Eylül benim boşanma kararımdan sonraki yeni hayatımın ilk günü oldu böylece.
Kadınların ve erkeklerin çok net ayrıldığı bir konu var, kadın yırtınıyor düzeltmek için, söylüyor, ölüyorum bitiyorum diyor; ama nedense o çırpınış geçmiyor erkeğe; aleni şekilde defalarca "ben gözünün önünde yok oluyorum, bu ilişki içinde kayboluyorum" dememe rağmen ya çoktan vazgeçtiği için, ya yapamadığı için beni dinlemeyen, tavırlarını değiştirmeyen adam evden gider gitmez beni arıyor. "Eve geldiğini haber vermedin", "seni merak ettim", "nerdeydin", "iyi misin?", "ben kötüyüm, seni arıyorum, ben sana çok alışığım", "sen benim kolum kanadımsın" Tek bir sorum oluyor bunları okurken "BUNCA ZAMAN NERDEYDİN?"
Neden geç basıyor bilemiyorum, bunu söylediğim tüm erkek arkadaşlarım "haklısın" diyorlar, "e peki neden?" diyorum; "hep ordasınız ya gitmezsiniz diye düşündük" diyorlar. Bu kadar temel bir iletişim problemi, ilişkilerin, evliliklerin bitmesine sebep oluyor da kimse ucundan tutup düzelteyim demiyor.
Ben hatasızım demiyorum, ama sorunlar olmaya başladıkça ben yanlış mı yapıyorum, düzeltebileceğim ne var, neyden memnun değilsinleri o kadar çok söyledim ki; geldiğimiz noktada ilişki hatalarımı ben bulup kendimi düzelttim, karşımdaki adam hataları ile kaldı, şimdi ben "artık bir arada olamayız" deyince ben çok değişip arkasını dönen oldum. Evlilik öyle bir yolculuk ki, insan ne neden evlendiğini hatırlıyor, ne de evlililiğinin nasıl gittiğini sorguluyor, sanki bu yolculuk sonsuza kadar devam etmek zorunda, öyle dayatılıyor. Boşanmanın yuva yıkmak olduğu inancı pompalanıyor çocukluklarımızdan itibaren, halbuki evlensen de yuvayı tam kuramamış olabileceğin ihtimali hiç söylenmiyor.
Sosyal medyada hep görüyordum, bir kadını sizin için çırpınırken yakalayın diye, şimdi ne demek istediklerini anlıyorum; kadın gittiğinde gerçekten gidiyor. Oyundan, numaradan, tehdit diye değil, artık yeri kalmadığı için gidiyor; kıymeti kalmadığı için, bu yolculukta kendini seçtiği için gidiyor.
Ben de öyle gittim bu ilişkiden, Salı günkü telefon konuşmasında kendimi şunu söylerken buldum "lütfen beni artık bırak, beni sal, ben de hayatımı yaşamak istiyorum artık"
Dağ gibi sevdiğim, asla sevgimin bitmeyeceğini düşündüğüm adamdan, şimdi nasıl usul usul kaçıyorum hayret ediyorum. Sevgiyi, o karşılığı olmayan, kocaman sevgiyi buna dönüştüren ben olsaydım, o vicdan azabıyla nasıl başımı yastığa koyardım; hayal edemiyorum.
Herkesin nasıl sevmek ve sevilmek istediğini bilip, yanlış ilişkilerde harcanmadan doğrusunu arama cesaretini gösterebilmesi ümidiyle..
Sevgiler
S.
Yorumlar
Yorum Gönder