Ana içeriğe atla

53.

 Boşanma kararı ile birlikte, hem günleri doldurmak, hem spor hayatımı hareketlendirmek hem de yeni bir şeyler öğrenmek için birebir tenis dersi almaya başladım. Boşanmadan evvel, maddi imkanlar da hala güzelce yerindeyken sene sonuna kadar tenis derslerimi bitirebilirsem, yeni hobim yeni insanlarla vakit geçire geçire uzunca süre vaktimi alır diye düşünüp kendime bu yatırımı yaptım; iyi ki de öyle yapmışım. 

Tenis hocam dünyalar tatlısı, eşi de yaşam koçu. Oraya gelen öğrencilerden birkaç tanesini tanıyorum, daha doğrusu hocam tanıştırıyor. Bazıları çok genç, bazıları kariyer sahibi, bazıları emekli; türlü türlü insan geliyor, eh sohbeti hoş olan hocam da hali ile hepimizin hikayesine kıyısından köşesinde haiz oluyor. Ben babam öldü diyorum, eşimden dert yanıp boşanıyorum diyorum; o diyor ki bak bu çocuğun babası 3 yıldır yurtdışında, gelemiyor evine; annesi de ilgilenmiyor depresyonda, ilaçlar alıyor gencecik yaşında diyor; bak bu kadın diyor 2 yaşında çocuğu var ama eşi boşanmak istiyor; bak diyor bu da bir başkası iflas ettiler pandemi yüzünden restoranları kapandı; kafasını dağıtmak için tenise geliyor. 

oydu buydu derken insanların hikayeleri birikiyor, hepsine bakıyorum; dışarıdan herkes normal gözüküyor "normal" ne demekse, kimsenin derdi yüzünden okunmuyor. Psikologa her gittiğimde de kendimi aynı düşüncelerde buluyorum, buraya gelen kimsenin derdi varmış gibi gözükmüyor diyorum; sonra kendime bakıyorum; yine aynı okunmazlık, dışarıya aynı maske; benim de derdim yüzümden okunmuyor, ailem bile anlamamış derdimi, tahmin etmemişler boşanacağımı; sadece annem biraz sezinlemiş o da konduramamış belli ki. 

İnsan kendini çok özel sanıyor, sanıyor ki en büyük dert onun, ya da en güzel evlilik onun, en güzel çocuk onun, en büyük yas kendisinin.. hepimiz aynıyız aslında, aynı büyük puzzle'ın küçük, minik, kendini özel sanan, birbirinden bihaber parçalarınız. Aynayız birbirimize, dertlerimiz farklı belki ama maskelerimiz benzer; o maskeyi indirebildiklerimizi de seviyoruz. 

Ece Ayhan söylemiş zamanında "insan yarası yarasına denk düşeni severmiş ancak" diye; o maskenin ardında gördüklerimizi seviyoruz biz, o maskenin ardındaki bize benzeyeni. 

Tenis çıkışında, kendisine nazaran daha genç olan eşini tenise getirmiş avukat bir amcayla tanıştım. Kendisi de uzun yıllardır tenis oynuyormuş, memnun musun diye girdi lafa, sohbet muhabbet uzadıkça uzadı, tenis güzel spor dedi, ben de ilk eşimden boşanırken başlamıştım; öyle bir spor ki hiçbir şey düşünmüyorsun gerçekten de kafam dağılıyor dedi. Hiç tanımadığım birinin boşanma hikayesine teğet geçince; ben de öyle bir zamanda geldim diyiverdim; ben de boşanıyorum. 

Çocuk var mı dedi, kaç yıl oldu dedi; çocuk yok; 7 yıl dedim çok olmuş dedi; sana hem bunu yaşamış, hem büyüğün hem de avukat olarak naçizane tavsiyem sakın kırma dedi, bu süreci sakin götür, güzellikle götür. geri dönüp baktığında ceplerin güzel anıların ve zarif bitirişinle kalsın hatrınla. Sonuçta hayat arkadaşın, bu da hayat işte olabildiğince sakin ve kibar kal, uyumlu ol, huzursuzluk çıkarmayın birbirinize dedi. Zaten anlaşmalı boşanıyoruz dedim, aferin sana. göreceksin, en büyük iyiliği kendine yapmış olacaksın dedi, anlaş, uzatma, yoluna bak inşallah çok mutlu olursun, bu hayat hiç beklemediğin yerden güzellikleri verecektir sana dedi. 

İçim resmen ısındı bu sohbetin üzerine, ısındım, sevgi doldum,  yolumun doğruluğuna bir kere daha emin oldum. Kırmadığım kalp; beni iyileştiriyor her geçen gün bunu fark ediyorum. 

Her zaman içimden dua ettiğim gibi, Allah'ım nolur iyilik ve doğruluk yolundan ayırma, karşıma yardım fırsatlarını çıkar ve yaptığım iyiliklerin kabul olmasını nasip eyle. 

Sevgiler

S.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

81.

 2021'e veda ederken..  2019'da kedimin ölümüyle başlayan yılı, 2020'de pandemi, babamın ölümü, ilişki teklemesi ve 2021'de boşanma izledi. Böyle yazınca, okuyunca, uluorta yüzleşince "vay canına" çıkıyor dudaklarımın arasından sadece. İyi ya da kötü değil, sadece hayretler içerisinde bir "vay canına"  Bahsettiğim periyod iki sene olsa da, ben sanki yoğun bir yılmış gibi değerlendiriyorum bu zamanı. Travmalarımın başka travmaları tetiklediği, neticesinde iyileşmenin, kendini bulmanın başladığı bir zaman olduğunu düşünüyorum.  Bu zaman diliminde yaptığım en iyi şey yeni bir kedi sahiplenmek, düzenli spor ve sağlıklı beslenme ile 22 kilo verip tenise ve terapiye başlamak oldu.  Psikologa gidene kadar, kendimden bu kadar bihaber olduğumu bilmiyordum, resmen asalak gibi süzülüp duruyormuşum, aşırı mutlu ve kendinden emin, özgüvenli sandığım içimdeki kız çocuğu meğersem ilgiye aç, tatmin olmayı ve fark edilmeyi bekler halde içimde oturuyormuş; onu elinden...

33.

birkaç gün önce instagram'da talk show'umsu bir programdan bir kesite denk geldim. Sunucu bana tanıdık değil ama belli ki bilindik biri; misafir koltuğunda kapalı stüdyoda güneş gözlükleri ile oturan, şişmanca nispeten aykırı durmaya çalıştığını düşündüğüm; yargı dağıtmıyor sayılmazsam bence yeni nesil bir rapçi ve stüdyonun kalan kısmında maskeleri ile oturan seyirciler.  Paylaşılan kesit, seyircilerden birinin heyecanına ortak oluyor, sanırım "en son neye heyecanlandınız?" diye soruluyor seyircilere. Çok tatlı bir kız, iddia oynarken - yasal bir siteden- son kalan parası 2 TL'nin 200 TL olmasından bahsediyor. Kendinden emin misafir yargı dağıtıp kızı yalancı çıkarmaya çalışıyor, en düşük iddianın 3 TL olduğunu, o yüzden kızın uydurduğunu söylüyor.  Ne kadar kolay değil mi birini rencide edebilmek, onu bozguna uğratarak kendini güçlü hissetmek, aklınca havalı olmak. Kız kendinden emin, iddiaya girelim alırım 200 TL'ni diyerek misafirin cebindeki nakitleri alı...

89.

 Bugün J. ile uzun zaman sonra terapi seansını tamamladık. Geçen sene Ekim gibi danışan koltuğuna oturduğumdaki halimle şimdi arasında dağlar kadar fark var, kendimle gurur duyuyorum her şeyden önce bunu söylemem gerekiyor.  Babamın kaybını, evliliğimin bitişini bu süreci, kendimi tanımayı; kendimle yeniden hatta neredeyse sıfırdan bir ilişki kurmayı deniyorum. Hassas yerlerime dokunuyor, kırgınlıklarımı tartıyorum. İçimdeki çirkin yönlerle yüzleşiyor, çocukluktan gelen tıkalı, yargıya sorguya kapalı odalarımda geziyorum. Bazen anne babama kızıyor, genellikle beni yetiştirme şekilleri için "iyi ki" diyorum. Anne baba olmanın ne kadar zor olduğunu, ne kadar iyi niyetle denersen dene, çocuk yetiştirirken hata yapmanın kaçınılmaz olduğunu yetişkin halimle idrak ediyorum. Hayatın hiçbir alanında mükemmel olmak şart olmadığı gibi, çocuk yetiştirirken de bu yetersizlik hissine kendimizi kapatmamız gerekiyor, bazı hataların yapılması gerekiyor.  Haftada bir başladığım terapim 3 ...