Ana içeriğe atla

49.

 iki gündür içimde gözyaşı musluğunu açık unutmuşum sanki; oluk oluk gözyaşı akıyor ,tam durdu dediğim an bana inat yeniden başlıyor; kontrolüm dışında süzülüyor yaşlar gözümden, banyoda, uyurken, araba kullanırken, bir şey icimi acıtıyor ve ben engel olamıyorum. duyguların içinden geçmek böyle mi oluyordu? 

Bu aralar her şey kontrolüm dışında hareket ediyor sanki, bir yanım iyi enerjiler ile çevrelenip, evrenin bana istediklerimi verdiğini düşünürken; diğer yanım her şeyin üstüste geldiğini, iyice köşeye sıkıştığımı düşündürüyor. 

nihai boşanma kararımı doğum günü pastamı üflerken vermemin üzerinden neredeyse 1 ay geçti  ve biz 1 aydır aynı evi, aynı yatağı paylaşmaya devam ediyoruz. Onun ev tutmasını, eşyalar almasını seyrediyorum; evden bir şey almak istemiyor, kendine yeni eşyalarla yepyeni bir hayat kuruyor; içinde benim olmadığım bir hayat. Evin sadece nerede, hangi sitede olduğunu biliyorum; ne evdeki herhangi bir eşyanın ne olduğunu; ne de bloğunu dairesini biliyorum. 

artık yavaştan eylül ayı içerisinde kendi evine çıkmasını bekliyorum; boşanma süresince herkesin kafasından bir ses çıkıyor, dışarıdan, ilişkinin dışından bir sürü insanın fikri, tecrübesi var ama anladım ki her süreç kendi içinde ayrışıyor ve hiçbir ilişkiye müdahale hakkı olmadığı gibi, hiçbir ayrılığa da kimsenin müdahale etme hakkı bulunmuyor.

birinden severken ayrılmak çok zor, her defasında kendime sevgiyi nasıl tanımladığımı, nasıl sevdiğimi ve nasıl sevilmek istediğimi soruyorum; sevdiğimi düşündüğüm adamdan istediğimi alamıyorum ve o değişmeden de bu ilişkinin devam edemeyeceğine eminim. Bizim ayrılmamız gerekiyor, iyileşmemiz, kendi yollarımızı bulmamız gerekiyor; sonra o yollar kesişir mi yoksa apayrı yollara mı gider bilinmez ama bugün, bu an itibari ile yapılması gereken şey, kangren olacak yeri kesip atmak. Yine de insanın içine bir kere iyilik ve sevgi tohumu ekildi mi, kendisine yapılanı "sevgi" kisvesi altında sineye çekiyor. Hala kendimi tanıyamadığım, neden tolere ettiğimi kavrayamadığım anlarda buluyorum, insan kendini kaç zamanda tanır sahi? Bu hayat boyu sürecek bir tanışma mı? Durudurağı var mı bu yolun? 

Bir yanım çok cesur, yeni hayatıma geçerken attığım adımlar beni heyecanlandırıyor, korkularım yerlebir oluyor; tam doğru yolda emin adımlarla yürüyorum; zor kararımın arkasındayım diyorum; hop ev sahibi çıkıp ben evi satacağım diyor. 

2022 ocak ayında 11 yıl olacak bu evde; eşimden önce ev arkadaşım vardı; sonra değişen eşyalar ama ben demirbaş; hep sabit. Dün eşim evden taşındıktan sonra hangi eşyaları nasıl değiştiririm diye elimde mezura tüm evi tararken, aslında hiçbir şeyin yerini değiştiremeyeceğimi çünkü olabilecek en optimal düzende kurguladığımızı fark ettim. Ve içimden dedim ki kendi kendime, taşınmadan hiçbir şey değiştiremeyeceksin; akşamına da evin satış haberi geldi. Aslında bu evrenin bana güzellikleri ikram edip, sunma şekliydi ama nedense büyük bir dertmiş gibi üzerime alıp sahiplendim, "her şey üstüste geliyor" nidaları eşliğinde öfkelendim, öfkelenip kızılacak bir şey yoktu; hayat benim için doğru olanı tahmin edip kısa vadede istemediğim şekil gibi gözükse de aslında uzun vadede güzellikler doğuracak şekilde karşıma çıkarıyordu, öfkeyi güzel duygulara, minnete, sevgiye çevirebildiğimiz sürece; hayat kırılmadan güzelliklerini sunmaya devam ediyor, hayatı küstürmemek gerekiyor. 

Haber bir anda gelmedi aslında, boşanma kararından önce de bunun geleceğini  tahmin ediyor ve ara ara ev bakıyordum; yine de kiraların yüksekliğini görünce kendi evimde oturmaya karar vermiştim. Ama hayat öyle yapmıyor, senin aklından geçeni duyup hemen isteğini yerine getiriyor.  Hayat, benim cesaret edemediğimi, beni arkamdan ittirerek yapıyor. 

O kadar uzun zamandır, o kadar dağınık şeylerle mücadele edip güçlü durmuşum ki, son taşı koyunca darmadağın oldum. Sanki tüm o ölümler, yalanlar, kendini kandırmalarla mücadele eden ben değilmişim gibi tuzla buz oldum. Sanki acizdim, hiçbir şeye gücüm yoktu ve ben artık bitiş çizgisini göremeyecektim. 

Ağlama krizine girdim, son 1,5 senede babamın ölümünde bile yaşamadığım üç ağlama/sinir krizi geçirdim. Hepsi de harika olduğunu sandığım, harika olduğuna inandığım evliliğimle ilgili konularda geldi; neyle sınandığımı; buradan hangi dersleri çıkarmam gerektiğini bilmiyorum; tek bildiğim iki gündür yalnız hissettiğim ve ailemden de istediğim desteği göremediğim.

Babam hayatta olsaydı, böyle olmazdı gibime geliyor; ama bunu bilme, ölçüp tartma imkanım yok; sanki akıntıdayım; boş yere savruluyorum; bu his geçecek, diğer tüm hisler gibi bu da bir noktada etkisini yitirecek; üzerinde durmadan, çok acıtmadan geçecek. Her şey akacak, yolunu bulacak; ben yüzleşe yüzleşe geçip yakında güzel günlerin sefasını süreceğim. 

Her şeyin, hayatta bizi büyütmek için güzel bir plandan ibaret olduğuna inanmak istiyorum; yoksa insan nasıl devam eder? 

Sevgiler

S.


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

81.

 2021'e veda ederken..  2019'da kedimin ölümüyle başlayan yılı, 2020'de pandemi, babamın ölümü, ilişki teklemesi ve 2021'de boşanma izledi. Böyle yazınca, okuyunca, uluorta yüzleşince "vay canına" çıkıyor dudaklarımın arasından sadece. İyi ya da kötü değil, sadece hayretler içerisinde bir "vay canına"  Bahsettiğim periyod iki sene olsa da, ben sanki yoğun bir yılmış gibi değerlendiriyorum bu zamanı. Travmalarımın başka travmaları tetiklediği, neticesinde iyileşmenin, kendini bulmanın başladığı bir zaman olduğunu düşünüyorum.  Bu zaman diliminde yaptığım en iyi şey yeni bir kedi sahiplenmek, düzenli spor ve sağlıklı beslenme ile 22 kilo verip tenise ve terapiye başlamak oldu.  Psikologa gidene kadar, kendimden bu kadar bihaber olduğumu bilmiyordum, resmen asalak gibi süzülüp duruyormuşum, aşırı mutlu ve kendinden emin, özgüvenli sandığım içimdeki kız çocuğu meğersem ilgiye aç, tatmin olmayı ve fark edilmeyi bekler halde içimde oturuyormuş; onu elinden...

33.

birkaç gün önce instagram'da talk show'umsu bir programdan bir kesite denk geldim. Sunucu bana tanıdık değil ama belli ki bilindik biri; misafir koltuğunda kapalı stüdyoda güneş gözlükleri ile oturan, şişmanca nispeten aykırı durmaya çalıştığını düşündüğüm; yargı dağıtmıyor sayılmazsam bence yeni nesil bir rapçi ve stüdyonun kalan kısmında maskeleri ile oturan seyirciler.  Paylaşılan kesit, seyircilerden birinin heyecanına ortak oluyor, sanırım "en son neye heyecanlandınız?" diye soruluyor seyircilere. Çok tatlı bir kız, iddia oynarken - yasal bir siteden- son kalan parası 2 TL'nin 200 TL olmasından bahsediyor. Kendinden emin misafir yargı dağıtıp kızı yalancı çıkarmaya çalışıyor, en düşük iddianın 3 TL olduğunu, o yüzden kızın uydurduğunu söylüyor.  Ne kadar kolay değil mi birini rencide edebilmek, onu bozguna uğratarak kendini güçlü hissetmek, aklınca havalı olmak. Kız kendinden emin, iddiaya girelim alırım 200 TL'ni diyerek misafirin cebindeki nakitleri alı...

89.

 Bugün J. ile uzun zaman sonra terapi seansını tamamladık. Geçen sene Ekim gibi danışan koltuğuna oturduğumdaki halimle şimdi arasında dağlar kadar fark var, kendimle gurur duyuyorum her şeyden önce bunu söylemem gerekiyor.  Babamın kaybını, evliliğimin bitişini bu süreci, kendimi tanımayı; kendimle yeniden hatta neredeyse sıfırdan bir ilişki kurmayı deniyorum. Hassas yerlerime dokunuyor, kırgınlıklarımı tartıyorum. İçimdeki çirkin yönlerle yüzleşiyor, çocukluktan gelen tıkalı, yargıya sorguya kapalı odalarımda geziyorum. Bazen anne babama kızıyor, genellikle beni yetiştirme şekilleri için "iyi ki" diyorum. Anne baba olmanın ne kadar zor olduğunu, ne kadar iyi niyetle denersen dene, çocuk yetiştirirken hata yapmanın kaçınılmaz olduğunu yetişkin halimle idrak ediyorum. Hayatın hiçbir alanında mükemmel olmak şart olmadığı gibi, çocuk yetiştirirken de bu yetersizlik hissine kendimizi kapatmamız gerekiyor, bazı hataların yapılması gerekiyor.  Haftada bir başladığım terapim 3 ...