Ana içeriğe atla

39.

Pandeminin kendimizce sonlarında, yaz tatilinden hemen önce, yaz olmasına engel bulutların tepede dolandığı bir günde koyulduk yola. İstikamet her zamanki gibi burgazada. Uzunca süren park arayışından sonra bir restoranın kendine hiçbir dayanağı olmadan parsellediği sözde otoparkına para vermek suretiyle park ettik.


Etraf martıya bisiklete binen, paten kayanlarla doluydu. Biz sakince elele yürüdük,  heyecanla iskeleye gelip motoru yeni kaçırdığımızı bi saat bekleyeceğimizi öğrendik asık suratlı gişe görevlisinden. O bile canımızı sıkamadı, neroya gidip birer kahve aldık, hiç konuşmadan oturduk. Eskiden olsa sessizliğin paylaşacak bir şey olmadığından yaşandığını düşünürdüm şimdiyse sessizliğin bile paylaşılabildiğini öğreniyorum.


Ada motorunda üst kata kurulduk, kalkışa yarım saat olmasına rağmen kalabalık olmasın diye yerlerimizi aldık, yan yana değil karşılıklı oturduk, birbirimizin yüzünü görelim diye sanki görüşmüyoruz, her şey küçük detaylarda gizli, ayaklarımızı kenetledik birbirimize. Onun gözleri yandaki mavi gömlekli adamın hürriyet gazetesine ilişti, uzun boyundan mütevellit süzdü gözlerini adamın gazetesine , tüm sayfayı taradı ve yakalandı mı acaba diyerek gözlerini usulca bana çevirdi.


Bazen hiç kötü şeyler yaşanmamış, boşanma noktasına gelen biz değilmişiz gibi bir tanıdıklık oluyor yüzünde , özellikle gözlerinin içinde. Uzaktan gözlerine bakıyorum, çakıl gözlerinin içinde orada bi yerdeyim biliyorum, ama bazen kendimi bulamıyorum öylesine yabancı..


Onun yanında oturan mavi gömlekli adam, kaşları kızacak bir şey olmasa da kendiliğinden çatık olan o adam, orta yaşına inat dizleri yırtık pırtık kotuyla oturan, gömleğinin dar gelmesinden göbeği taşan adam rüzgara inat okuyor gazetesini, yılların okuyucusu belli; allem ediyor kallem ediyor mukayet olup evirip çeviriyor katlıyor gazetesini, asi bir atı dizginleyen seyis gibi.


Yanında deniz gibi mavi gözlü bi kadın, ayağında adidasın o çok satan beyaz modeli, ayakkabısı gri olmuş kirden, evlerini hayal ediyorum nedensiz, pis mi evleri sahiden, bohemler mi, evleri kedi köpek mi dolu, çocukları var mı, acaba evliler mi ya da ilk evlilikleriler mi birbirlerinin. Tonlarca soru, cevapları bende yok, hepsi de buram buram önyargı kokuyor.


Bir ayakkabıdan yola çıkıp nereye geldiğime hayret ediyorum. Zihni temizlemek, düşünme şeklini değiştirmek zor, insan aklına düşene engel olamıyor da , üzerinde durmayınca düşüncenin geçişine müsaade ediyor.


Adaya gelmişiz bile, şimdi başka başka hayatların hikayelerini hayal etmek için iniyoruz motordan, tanıdık el yine beni tutuyor.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

81.

 2021'e veda ederken..  2019'da kedimin ölümüyle başlayan yılı, 2020'de pandemi, babamın ölümü, ilişki teklemesi ve 2021'de boşanma izledi. Böyle yazınca, okuyunca, uluorta yüzleşince "vay canına" çıkıyor dudaklarımın arasından sadece. İyi ya da kötü değil, sadece hayretler içerisinde bir "vay canına"  Bahsettiğim periyod iki sene olsa da, ben sanki yoğun bir yılmış gibi değerlendiriyorum bu zamanı. Travmalarımın başka travmaları tetiklediği, neticesinde iyileşmenin, kendini bulmanın başladığı bir zaman olduğunu düşünüyorum.  Bu zaman diliminde yaptığım en iyi şey yeni bir kedi sahiplenmek, düzenli spor ve sağlıklı beslenme ile 22 kilo verip tenise ve terapiye başlamak oldu.  Psikologa gidene kadar, kendimden bu kadar bihaber olduğumu bilmiyordum, resmen asalak gibi süzülüp duruyormuşum, aşırı mutlu ve kendinden emin, özgüvenli sandığım içimdeki kız çocuğu meğersem ilgiye aç, tatmin olmayı ve fark edilmeyi bekler halde içimde oturuyormuş; onu elinden...

33.

birkaç gün önce instagram'da talk show'umsu bir programdan bir kesite denk geldim. Sunucu bana tanıdık değil ama belli ki bilindik biri; misafir koltuğunda kapalı stüdyoda güneş gözlükleri ile oturan, şişmanca nispeten aykırı durmaya çalıştığını düşündüğüm; yargı dağıtmıyor sayılmazsam bence yeni nesil bir rapçi ve stüdyonun kalan kısmında maskeleri ile oturan seyirciler.  Paylaşılan kesit, seyircilerden birinin heyecanına ortak oluyor, sanırım "en son neye heyecanlandınız?" diye soruluyor seyircilere. Çok tatlı bir kız, iddia oynarken - yasal bir siteden- son kalan parası 2 TL'nin 200 TL olmasından bahsediyor. Kendinden emin misafir yargı dağıtıp kızı yalancı çıkarmaya çalışıyor, en düşük iddianın 3 TL olduğunu, o yüzden kızın uydurduğunu söylüyor.  Ne kadar kolay değil mi birini rencide edebilmek, onu bozguna uğratarak kendini güçlü hissetmek, aklınca havalı olmak. Kız kendinden emin, iddiaya girelim alırım 200 TL'ni diyerek misafirin cebindeki nakitleri alı...

89.

 Bugün J. ile uzun zaman sonra terapi seansını tamamladık. Geçen sene Ekim gibi danışan koltuğuna oturduğumdaki halimle şimdi arasında dağlar kadar fark var, kendimle gurur duyuyorum her şeyden önce bunu söylemem gerekiyor.  Babamın kaybını, evliliğimin bitişini bu süreci, kendimi tanımayı; kendimle yeniden hatta neredeyse sıfırdan bir ilişki kurmayı deniyorum. Hassas yerlerime dokunuyor, kırgınlıklarımı tartıyorum. İçimdeki çirkin yönlerle yüzleşiyor, çocukluktan gelen tıkalı, yargıya sorguya kapalı odalarımda geziyorum. Bazen anne babama kızıyor, genellikle beni yetiştirme şekilleri için "iyi ki" diyorum. Anne baba olmanın ne kadar zor olduğunu, ne kadar iyi niyetle denersen dene, çocuk yetiştirirken hata yapmanın kaçınılmaz olduğunu yetişkin halimle idrak ediyorum. Hayatın hiçbir alanında mükemmel olmak şart olmadığı gibi, çocuk yetiştirirken de bu yetersizlik hissine kendimizi kapatmamız gerekiyor, bazı hataların yapılması gerekiyor.  Haftada bir başladığım terapim 3 ...