29 Nisan 'dan beri aile evindeyim. Babamın olmadığı aile evinde. Psikologa başlamadan önce, ziyadesiyle tahammülsüz, karşıdakini dinlemeyen, anlamayan, bildiğini okuyan; başta kendine sonra etrafına nispeten duyarsız biriydim; en azından öyle biri olduğumu yapılan onca seansın sonunda anladım.
İnsanlara ettiğim yardım, içimdeki o "iyi biri" olma hissi sanki hep vicdanımı rahatlatıyordu; hayatta istediklerimi yapamamanın, daha doğrusu ne istediğimi bilmiyor olmanın açtığı yaraları, iyilik merhemimle kapatmaya çalışıyordum. Her şeyin geçici bir çözümden ibaret olduğunu j. ile seanslara gide gele, o koltuklarda gözlerimi doldura doldura anladım.
İnsanın kendi alanına sahip çıkmasının ne kadar kıymetli olduğunu, bencilliğin "hayır" ve "dur" diyebilmenin gücünü; kendine zaman vermenin ilerlemek için mühim olduğunu nihayet anladım, hatta annem bile uzun zaman sonra bana "sakinlemişsin" dedi, J. ile seansların işe yaradığına emindim; ben değişiyordum.
Ta ki bu sabah basit bir konuda kendimden geçene kadar. Daha önce konuşup kapattığımız bir konu, bugün kahvaltı masasında yeniden hortladı, üstelik öylesine basit bir konuydu ki. Annemin kendisine aldığı minik kamp masasının kurulması.
Burada tatildeyim, ancak gün içinde evden çalışmaya devam ediyorum ve aslında pazartesi & salı tatil olmama rağmen iki günümü de çalışarak geçirdim; sabahları kahvaltı akşamları yemeği hazırlıyorum, arada bir tatlı yapmayacak mısın sorusu geliyor. Ben bilgisayar başından kalktığım an akşama ne yeneceği bana soruluyor. Çünkü neden? Annem yemek yapmayı sevmiyor.
Eskiden bu durumu sinir bozucu bulurdum, ama zamanla ve J. ile görüşmelerin sonucunda; bazı insanların alışkanlıklarının değişebilmesi için geç kalındığını, ya da buna hazır olmayan hiç kimsenin değişmesinin mümkün olmadığını kabul ettim.
Aslında tüm mesele biziz, gücümüz kendimize yetiyor, ilgi alanımız ve odağımızda olması gereken tek konu biziz ve bizim farkındalık derecemiz. Kontrolü bizde olmayan şeyler için üzülmek, ya da onları değiştirmeye çalışmak anlamsız. Ne zaman kontrolüm dışındaki bir konuya sinirlenecek olsam, iki saniye derin nefes alıp, süreci uzatmak yerine neticelendirip geriye bırakmayı tercih ediyorum.
Yaklaşık 1-2 aydır kendimi bu yönde yavaş yavaş eğitiyordum, ancak atladığım bir husus vardı "İnsan Faktörü" maalesef insanlar, sen sakince onların işini yapmaya devam ettikçe, minnet ve teşekkür etmek yerine sana daha da fazla iş vermeyi kendilerinde hak görüyorlar. O zaman da ikinci bir yetkinlik devreye giriyor "hayır diyebilmek" maalesef bu konuda pek iyi değilim, aman tadımız kaçmasın diyerek bir sürü şeyi üstlendikçe bir patlama noktam olduğunu ve 1-2 aylık kendimi eğitme dönemimin çok da başarılı geçmediğini gördüm. Annem kahvaltı masasında yeniden bu kamp masası konusunu açınca, birden aşırı sinirlendim, iki saniye nefes alabilseydim sakinleyecektim ama yapmadım ve içimden yükselen öfkeme yenik düşüp "zaten her şeyi yapıyorum, bu da kalsın" cümlesi çıktı ağzımdan. Çıktığı gibi o cümlemi yakalayıp ağzıma tıkmak istedim, tüm çabam boşa gitmiş gibi hissettim.
Bu örneği özellike burada paylaşıyroum, çünkü aslında söylemem gereken şey "fırsat olursa ona da bakarız" olmalıydı. Eğer yapabilirsek ne ala, yapamazsam da kendimce ve kırmadan "HAYIR" diyebilmiş olacaktım. Bense ortalığı darmaduman ettiğim gibi, bir de sinirlenip surat astığımla kaldım.
Hayat çok çok kısa, hiçbir şeyi uzatmanın anlamı yok. Bugünlük dersimi de cebime böylece koymuş oldum. Karşımızdakilerin bir şey talep etmelerini, saçmalamalarını ya da sinir bozucu bireyler olmalarını değiştiremeyiz, elimizde olan tek şey bu durumlar ve bu gibi insanlar karşısındaki duruşumuz. Kendimizi bu sinir bozuculuktan ne kadar hızlı çekip çıkarabildiğimiz ve ne kadar sakince kayıtsız kalabildiğimiz.
O yüzden, bugün verdiğim tepkiden dolayı kendime ne kadar kızsam da, aslında bana ne yapmam gerektiğini gösteren bir örnekle karşılaştığım için seviniyorum.
"Bu neden sürekli benim başıma geliyor?" diye soruyorsan bir şaman öğretisi şöyle der "ders sen öğrenene kadar devam eder."
Umarım bu dersimi de başarı ile geçip geride bırakmışımdır.
Kendimle her gün gurur duyabilmenin tadını çıkarıyorum.
Sevgiler
S.
Yorumlar
Yorum Gönder