Ana içeriğe atla

35.

en sevdiğinin en uzak, en mesafeli olana dönüşmesi çok tuhaf bir yolculuk. Gerçek olamayacak kadar uzak, fantastik sayılmayacak kadar da gerçek. 

Hala evlilik toparlama noktasındayız, debelenip duruyoruz. Ben J. ile psikolog seanslarında çok yol aldım, daha sakinim, iki kişilik düşünmüyorum. Daha bencilim demek tam olarak doğru olmasa da karşımdakinin birey oluşuna saygı göstermeyi öğrenmeye çalışıyorum, metodları, yol haritası benim istediğim gibi olmasa da onun yoluna da saygı göstermeyi deniyorum.

yine de ne kadar yol alırsak alalım, sanki içimde bir şeyler kırıldı, bozuldu tamiri mümkün değil gibi hissediyorum. Onu görünce, dağları delip yıldızlara tırmanan kalbim şimdi dingin bir nehir gibi kendi yolunda akıyor. Ben hangisini istediğimi ayırt etmeye çalışıyorum. 

İnsanın kendini, sürekli vakit geçirip beraber olduğu, uykusunda rüyasında bile ayrılmayı beceremediği kendisini tanıması ne kadar zor olabilir sahi? Ben resmen kendimi tanımıyorum, ne istediğimi bulmakta çok zorlanıyorum. Yarı belime kadar çamura batmışım da, çamur banyosunu rızamla mı yapıyorum yoksa  amacım çamurdan çıkmak mı bir türlü karar veremiyorum gibi. 

10 gündür ayrıyız, üstelik her şeyi yeni yeni düzeltirken ayrı kalmamamız gereken bir zaman diliminde ayrıyız. Beni hep o aradı, o sordu, eve geldim, işteyim haberlerini o verdi; bense bir arkadaşımı merak ediyormuşçasına takip ettim onu, haber verdiği için mutlu oldum evet ama o kadar. Sanki içim o kadar kırılmış ki; fazlasına cesaretim yok gibi. Biraz daha merak edersem onu ürkütürüm ya da beni tersler gibi. Olduğum yere mıhlanmış duruyorum sanki, önümde yol olmadığından, yollar çıkmaz olduğundan değil, benim ne yapacağımı bilmememden kaynaklanıyor bu duruşlarım.

Kaç kişi doğru evlilik, doğru ilişki yaşıyor, kaçımız gerçekten mutlu bir ilişkinin içindeyiz ya da istediğimiz ilişkiyi yaşıyoruz? Sevdiklerimizin iyi, ahlaklı birileri olması, güzel hayat arkadaşlığı yeterli mi hayatı beraber geçirmek için? Fazlasını istemek arsızlık mı, dışarıdan imrenerek bakılan her ilişki gerçekten içeriden de öylesine güzel mi?  Her ilişkide açık iletişim var mı, gündelik mi yaşanıyor ilişkiler yoksa derinlemesine mi? Paylaşmak sadece "günün nasıl geçti?" sohbetlerinden mi ibaret, bir çiçeğin açışına birlikte tanıklık edip heyecanlanmak da ilişkinin olmazsa olmazı mı? 

Çok fazla sorum var, her sorum aynı yere çıkıyor; "ben nasıl bir ilişki" istiyorum, ne istediğini masaya net bir şekilde koyabilmek için neye ihtiyaç var bilmiyorum, çokça soru sormaya, doğru soruları sormaya ihtiyacım var. Zamanla öğreneceğim hepsini, büyüme ve dönüşme yolunda hepsini tek tek öğreneceğim. 

 


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

81.

 2021'e veda ederken..  2019'da kedimin ölümüyle başlayan yılı, 2020'de pandemi, babamın ölümü, ilişki teklemesi ve 2021'de boşanma izledi. Böyle yazınca, okuyunca, uluorta yüzleşince "vay canına" çıkıyor dudaklarımın arasından sadece. İyi ya da kötü değil, sadece hayretler içerisinde bir "vay canına"  Bahsettiğim periyod iki sene olsa da, ben sanki yoğun bir yılmış gibi değerlendiriyorum bu zamanı. Travmalarımın başka travmaları tetiklediği, neticesinde iyileşmenin, kendini bulmanın başladığı bir zaman olduğunu düşünüyorum.  Bu zaman diliminde yaptığım en iyi şey yeni bir kedi sahiplenmek, düzenli spor ve sağlıklı beslenme ile 22 kilo verip tenise ve terapiye başlamak oldu.  Psikologa gidene kadar, kendimden bu kadar bihaber olduğumu bilmiyordum, resmen asalak gibi süzülüp duruyormuşum, aşırı mutlu ve kendinden emin, özgüvenli sandığım içimdeki kız çocuğu meğersem ilgiye aç, tatmin olmayı ve fark edilmeyi bekler halde içimde oturuyormuş; onu elinden...

33.

birkaç gün önce instagram'da talk show'umsu bir programdan bir kesite denk geldim. Sunucu bana tanıdık değil ama belli ki bilindik biri; misafir koltuğunda kapalı stüdyoda güneş gözlükleri ile oturan, şişmanca nispeten aykırı durmaya çalıştığını düşündüğüm; yargı dağıtmıyor sayılmazsam bence yeni nesil bir rapçi ve stüdyonun kalan kısmında maskeleri ile oturan seyirciler.  Paylaşılan kesit, seyircilerden birinin heyecanına ortak oluyor, sanırım "en son neye heyecanlandınız?" diye soruluyor seyircilere. Çok tatlı bir kız, iddia oynarken - yasal bir siteden- son kalan parası 2 TL'nin 200 TL olmasından bahsediyor. Kendinden emin misafir yargı dağıtıp kızı yalancı çıkarmaya çalışıyor, en düşük iddianın 3 TL olduğunu, o yüzden kızın uydurduğunu söylüyor.  Ne kadar kolay değil mi birini rencide edebilmek, onu bozguna uğratarak kendini güçlü hissetmek, aklınca havalı olmak. Kız kendinden emin, iddiaya girelim alırım 200 TL'ni diyerek misafirin cebindeki nakitleri alı...

89.

 Bugün J. ile uzun zaman sonra terapi seansını tamamladık. Geçen sene Ekim gibi danışan koltuğuna oturduğumdaki halimle şimdi arasında dağlar kadar fark var, kendimle gurur duyuyorum her şeyden önce bunu söylemem gerekiyor.  Babamın kaybını, evliliğimin bitişini bu süreci, kendimi tanımayı; kendimle yeniden hatta neredeyse sıfırdan bir ilişki kurmayı deniyorum. Hassas yerlerime dokunuyor, kırgınlıklarımı tartıyorum. İçimdeki çirkin yönlerle yüzleşiyor, çocukluktan gelen tıkalı, yargıya sorguya kapalı odalarımda geziyorum. Bazen anne babama kızıyor, genellikle beni yetiştirme şekilleri için "iyi ki" diyorum. Anne baba olmanın ne kadar zor olduğunu, ne kadar iyi niyetle denersen dene, çocuk yetiştirirken hata yapmanın kaçınılmaz olduğunu yetişkin halimle idrak ediyorum. Hayatın hiçbir alanında mükemmel olmak şart olmadığı gibi, çocuk yetiştirirken de bu yetersizlik hissine kendimizi kapatmamız gerekiyor, bazı hataların yapılması gerekiyor.  Haftada bir başladığım terapim 3 ...