en sevdiğinin en uzak, en mesafeli olana dönüşmesi çok tuhaf bir yolculuk. Gerçek olamayacak kadar uzak, fantastik sayılmayacak kadar da gerçek.
Hala evlilik toparlama noktasındayız, debelenip duruyoruz. Ben J. ile psikolog seanslarında çok yol aldım, daha sakinim, iki kişilik düşünmüyorum. Daha bencilim demek tam olarak doğru olmasa da karşımdakinin birey oluşuna saygı göstermeyi öğrenmeye çalışıyorum, metodları, yol haritası benim istediğim gibi olmasa da onun yoluna da saygı göstermeyi deniyorum.
yine de ne kadar yol alırsak alalım, sanki içimde bir şeyler kırıldı, bozuldu tamiri mümkün değil gibi hissediyorum. Onu görünce, dağları delip yıldızlara tırmanan kalbim şimdi dingin bir nehir gibi kendi yolunda akıyor. Ben hangisini istediğimi ayırt etmeye çalışıyorum.
İnsanın kendini, sürekli vakit geçirip beraber olduğu, uykusunda rüyasında bile ayrılmayı beceremediği kendisini tanıması ne kadar zor olabilir sahi? Ben resmen kendimi tanımıyorum, ne istediğimi bulmakta çok zorlanıyorum. Yarı belime kadar çamura batmışım da, çamur banyosunu rızamla mı yapıyorum yoksa amacım çamurdan çıkmak mı bir türlü karar veremiyorum gibi.
10 gündür ayrıyız, üstelik her şeyi yeni yeni düzeltirken ayrı kalmamamız gereken bir zaman diliminde ayrıyız. Beni hep o aradı, o sordu, eve geldim, işteyim haberlerini o verdi; bense bir arkadaşımı merak ediyormuşçasına takip ettim onu, haber verdiği için mutlu oldum evet ama o kadar. Sanki içim o kadar kırılmış ki; fazlasına cesaretim yok gibi. Biraz daha merak edersem onu ürkütürüm ya da beni tersler gibi. Olduğum yere mıhlanmış duruyorum sanki, önümde yol olmadığından, yollar çıkmaz olduğundan değil, benim ne yapacağımı bilmememden kaynaklanıyor bu duruşlarım.
Kaç kişi doğru evlilik, doğru ilişki yaşıyor, kaçımız gerçekten mutlu bir ilişkinin içindeyiz ya da istediğimiz ilişkiyi yaşıyoruz? Sevdiklerimizin iyi, ahlaklı birileri olması, güzel hayat arkadaşlığı yeterli mi hayatı beraber geçirmek için? Fazlasını istemek arsızlık mı, dışarıdan imrenerek bakılan her ilişki gerçekten içeriden de öylesine güzel mi? Her ilişkide açık iletişim var mı, gündelik mi yaşanıyor ilişkiler yoksa derinlemesine mi? Paylaşmak sadece "günün nasıl geçti?" sohbetlerinden mi ibaret, bir çiçeğin açışına birlikte tanıklık edip heyecanlanmak da ilişkinin olmazsa olmazı mı?
Çok fazla sorum var, her sorum aynı yere çıkıyor; "ben nasıl bir ilişki" istiyorum, ne istediğini masaya net bir şekilde koyabilmek için neye ihtiyaç var bilmiyorum, çokça soru sormaya, doğru soruları sormaya ihtiyacım var. Zamanla öğreneceğim hepsini, büyüme ve dönüşme yolunda hepsini tek tek öğreneceğim.
Yorumlar
Yorum Gönder