İstanbul'dan Abant'a doğru bir araba yolculuğu, fonda spotify üçüncü yeniler playlisti muhtelif şarkıları döndürüp duruyor. Adı alışılagelmedik olan bir sürü grup, şarkıcı; tanıdık, "bu sözü ben de yazarım aslında" dedirten şarkılarını mırıldanıyorlar. Sapanca yeşermeye başlamış, huş ağaçları delicesine, göğü delercesine uzanmış gökyüzüne, sıra sıra dizilmiş. Mis gibi bahar, yeni hayat kokuyor yollar.
Nedense huzurluyum, hem gidebilmenin gücünden, hem de içimde yer etmiş, bana ait değilmiş gibi, yeni gelmiş dinginlikten dolayısı huzurluyum. Yeniden başlamış gibi hissediyorum kendimi. İstemediği hiçbir şeyi yapmayan, istediklerine yeni yeni sahip çıkmaya çalışan biri gibi.
"EN" anlarımızı konuşmaya başlıyoruz, en son ne zaman heyecanlandın diyor bana sürücü koltuğundan. Aklımdan bir sürü an geçiyor, hepsi de başka adamların beni beğendikleri, başka adamlarla tanıştığım, konuştuğum anlar. Hiçbiri gelmiyor dilime, paten dersine başladığım gün diyorum. O da kürek dersine başladığı günü anlatıyor.
En son ne zaman üzüldün diyor, 2020 ve 2021 in neredeyse tamamında üzüldüğünü söylüyorum, o senle yaşadıklarım beni çok üzdü diyor.
En son neye sevindin diyorum, hiçbir şeye son zamanlar pek güzel şeyler olmadı diyor; eve döndüğüm günü soruyorum, o sevincin ötesindeydi diyor, susuyorum. İnsan büyüdükçe, ya da olgunlaştıkça demek daha doğru sanırım zamanın, beklemenin, sabretmenin hangi yola çıktığını daha net görüyor. Susmanın, sessizlikten daha büyük olduğunu insan olgunlaştıkça anlıyor.
Hangi anlar, hangi anılar olursa olsun, devam etmek en büyük lüks; sükunetle kendini başkasından dinlemek, hikayelerin hem içinde kalıp hem seyircisi olmak insanın en kıymetli yoldaşı.
Sevgiler
S.
Yorumlar
Yorum Gönder