Ana içeriğe atla

29.

Bugünün konusu her şeyi bilip, yapabildiği halde "ağlak" ı oynayan insanlar. Bu konu karşıma psikolog koltuğunda da çıkıyor. Güçlü olmak'la ilgili derinden bir takıntım var,  bunu çocuk yaşlarda öğrendiğimi, bana bunun öğretildiğini düşünüyorum ancak henüz kaynağına tam olarak inebilmiş değiliz. 

Beni bir insandan en çok soğutan şeylerden biri; merhametsizlik, dürüst olmama gibi temel ahlaki konuları ayrı tutmak kaydı ile "karşıdakini aptal yerine koyma" yani bir şeyi biliyorken "bilmiyormuş gibi yapma" ve nedense kim olduğumdan bağımsız herkese özgü bir duruş, yani tüm insanlardan - en azından benim çevremde - farklı zaman aralıklarında, konusuna göre çıkıyor. 

Hani çok güzel yemek yaptığı halde, her defasında senin tarifini soran insanlar vardır, "ay ben yapamıyorum ki" ciler, ya da boş sohbetlerin birinde zıkkımın pekinde outlet, tekstilciyi bilir de, "ay bir gün beni de götür" cüler, ya da sınavlardan 80-90 almasına rağmen, senin notlarına da talip olanlar. 

Bu konuların "güç"le ne alakası var diyebilirsiniz, ama bu davranış biçimini sergilemek bana acizlik gibi geliyor, aslında bir şeyin gerçeğine haiz olacak kadar bilgiye sahip olunmasına rağmen, bilgisiz"miş" gibi davranmak, bilginin güç olduğu varsayımı ile o gücü kullanmamak, yani aciz kalmak gibi geliyor. 

Hayatta yapabilecekleri fazlaca şey varken, bilmiyormuş gibi yapmanın kime ne faydası olduğunu anlayamıyorum, ama beni gıcık eden konular listesinde bir yere koymak isterim. 

Şimdilik dursun

Sevgiler

S.


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

81.

 2021'e veda ederken..  2019'da kedimin ölümüyle başlayan yılı, 2020'de pandemi, babamın ölümü, ilişki teklemesi ve 2021'de boşanma izledi. Böyle yazınca, okuyunca, uluorta yüzleşince "vay canına" çıkıyor dudaklarımın arasından sadece. İyi ya da kötü değil, sadece hayretler içerisinde bir "vay canına"  Bahsettiğim periyod iki sene olsa da, ben sanki yoğun bir yılmış gibi değerlendiriyorum bu zamanı. Travmalarımın başka travmaları tetiklediği, neticesinde iyileşmenin, kendini bulmanın başladığı bir zaman olduğunu düşünüyorum.  Bu zaman diliminde yaptığım en iyi şey yeni bir kedi sahiplenmek, düzenli spor ve sağlıklı beslenme ile 22 kilo verip tenise ve terapiye başlamak oldu.  Psikologa gidene kadar, kendimden bu kadar bihaber olduğumu bilmiyordum, resmen asalak gibi süzülüp duruyormuşum, aşırı mutlu ve kendinden emin, özgüvenli sandığım içimdeki kız çocuğu meğersem ilgiye aç, tatmin olmayı ve fark edilmeyi bekler halde içimde oturuyormuş; onu elinden...

93.

 harika bir söze denk geldim instagramda, diyor ki 30 yaşına kadar yalnız kalmayı, kendi işine bakmayı, affetmeyi, ön yargılarını kırmayı ve asla cahillerle tartışmamayı öğrenmiş olmalısın. Ben bu blogu tam olarak bu cümlede özetlenmiş dersleri öğrenirken; kendi yolumu izlemek, takıldığım yerlere bakmak için açmıştım. Özellikle affetmeyi ve yalnız kalmayı becermeyi deniyordum bir de ön yargıları kırmayı ki hala da bu konuda yoluma devam ediyorum.  İnsanın içinde "kötü biri olabilme" ihtimaliyle yüzleşmesi çok acımasız, benim küçük ve mutlu dünyamdaki en acımasız gerçekti diyebilirim hatta. Bazen içimden geçen düşünceler o kadar kötü kalpli gelirdi ki, kendimden utanır ve bunları "nasıl düşünebilirim" diye kendime kızardım; halbuki insanın aklından milyonlarca düşünce geçebilir; önemli olan bunları sahiplenmeden uğurlamaktır, ben de bunu yeni öğrendim. Duygu ve düşüncelerimizin çıkışını kontrol etme şansımız yok, ama onları nasıl çıkaracağımızı sanırım seçebiliriz, e...

102

 söz ve aksiyonun örtüşmediği yer. karanlık olan, tanıdık olan ama ne yapacağımı bir türlü bilip, öğrenemediğim o yer.  ilişkimin, evliliğimin son birkaç yılını sözleriyle yanımda olmak istediğini söyleyip, aksiyonlarıyla tam tersini söyleyen bir manipülatifle geçirdim, bu teşhisi koymam için çokça kitap, makale okumam, terapi seanslarına gitmem gerekti. bir yerde okumuştum, "bize başkalarının hasta ettiği insanlar gelir" diyordu terapiler için. Ben de bu öğretiyi aldım, söz ve aksiyon uyuşmuyorsa, aksiyonu baz almayı öğrendim. o sözleriyle kalmak istiyorum deyip, aksiyonları desteklemedikçe ben  yapamadım, o dengesizlik beni çökertti, kendimi tanıyamaz hale geldim, gözümün feri söndü, nasıl bir tutarsızlığın içinde olduğumu ancak dışına çıkınca anladım, "bazen sevsek de olmuyor" diye kendimi kandırmayı becerdim, bu kök öğreti yanlıştı, sevmek değildi bu, insan sevdiğini böyle derbeder ortada bırakmazdı; düzdü her şey, sevmiyordu.  bunu değiştirdim, ancak şimdi tam ...