Ana içeriğe atla

27.

 iki hafta önceki psikolog seansında, sanki evliliğimden ya da "o"ndan başka bahsedecek bir şeyim yok diye sinirlenip, "ayrışmak" istediğimden bahsetmiştim. J. de, istersen her hafta görüşmeyelim, 10 günde - 2 haftada bir görüşebiliriz demişti. Ben her görüşmede ondan bahsedeceksem, arayı açmanın neye yarayacağını anlamadan, başka konular üzerine görüşüp kendimi iyice masaya yatırmayı önerdim.  Bir nevi "duygusal ameliyata" açtım kendimi. Kendimde görüp tarttığım noktaları, hangi duyguları gereğinden fazla sahiplendiğimi, hangilerini görmezden geldiğimi bulup, iyileşmek, kendimi tanımak ve daha doğru bir şekilde yola devam edebilmek için buna ihtiyacım olduğunu hissettim. 

Kendimi tanıdığımı, iyi bildiğimi düşünürken; aksi yönde bi'haber oluşum beni her an şaşırtıyor. Son zamanlarda (son birkaç sene) aklıma gelip yapmak istediğim, ama nedenini bir türlü bulamayarak ertelediğim konuları not ediyorum; listedeki bazı maddeler o kadar basit ki; kendime ara ara kızmama, kendimle yüzleşip oradaki kırıkları onarıp devam etmeme sebep oluyor. 

Mesela Kur-an okumak istemiştim hep, sonrasında diğer kitapları da okumak ve kendimce anlayıp yorumlayabilmek, ya da Ataşehir'deki botanik bahçesi "Nezahat Gökyiğit"e gitmek, seramik kursuna kaydolmak, yogaya başlamak hiçbirini yapmamışım. Botanik bahçesini çok da güzel olmayan bir havada, geçen hafta ziyaret ettim; yavaş yavaş Kur-an okumaya da başladım; ağır ağır biraz da karışık bir sıralama ile okuyorum ama ne kadar zaman aldığı umrumda değil; başlamak ve yola çıkmak şimdilik yeterli benim için. 

Tek başıma yola çıktıktan sonra, tek başıma tatil planladığımdan da bahsetmiştim, bunu da 23 Nisan'da Eskişehir'e doğru yapmayı planlıyorum. Eğer açılırsa "OM" - Odunpazarı modern'i ziyaret etmek ve mümkünse güzel olan havanın tadını tek başıma çıkarmak. 

Kendimi tanıyıp, kendimle vakit geçirmek istiyorum. Bir de matkap kullanmayı öğrenmek istiyorum ama bunu ayrı bir yazı olarak 28.'de yazacağım. 

Sevgiler

S.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

81.

 2021'e veda ederken..  2019'da kedimin ölümüyle başlayan yılı, 2020'de pandemi, babamın ölümü, ilişki teklemesi ve 2021'de boşanma izledi. Böyle yazınca, okuyunca, uluorta yüzleşince "vay canına" çıkıyor dudaklarımın arasından sadece. İyi ya da kötü değil, sadece hayretler içerisinde bir "vay canına"  Bahsettiğim periyod iki sene olsa da, ben sanki yoğun bir yılmış gibi değerlendiriyorum bu zamanı. Travmalarımın başka travmaları tetiklediği, neticesinde iyileşmenin, kendini bulmanın başladığı bir zaman olduğunu düşünüyorum.  Bu zaman diliminde yaptığım en iyi şey yeni bir kedi sahiplenmek, düzenli spor ve sağlıklı beslenme ile 22 kilo verip tenise ve terapiye başlamak oldu.  Psikologa gidene kadar, kendimden bu kadar bihaber olduğumu bilmiyordum, resmen asalak gibi süzülüp duruyormuşum, aşırı mutlu ve kendinden emin, özgüvenli sandığım içimdeki kız çocuğu meğersem ilgiye aç, tatmin olmayı ve fark edilmeyi bekler halde içimde oturuyormuş; onu elinden...

33.

birkaç gün önce instagram'da talk show'umsu bir programdan bir kesite denk geldim. Sunucu bana tanıdık değil ama belli ki bilindik biri; misafir koltuğunda kapalı stüdyoda güneş gözlükleri ile oturan, şişmanca nispeten aykırı durmaya çalıştığını düşündüğüm; yargı dağıtmıyor sayılmazsam bence yeni nesil bir rapçi ve stüdyonun kalan kısmında maskeleri ile oturan seyirciler.  Paylaşılan kesit, seyircilerden birinin heyecanına ortak oluyor, sanırım "en son neye heyecanlandınız?" diye soruluyor seyircilere. Çok tatlı bir kız, iddia oynarken - yasal bir siteden- son kalan parası 2 TL'nin 200 TL olmasından bahsediyor. Kendinden emin misafir yargı dağıtıp kızı yalancı çıkarmaya çalışıyor, en düşük iddianın 3 TL olduğunu, o yüzden kızın uydurduğunu söylüyor.  Ne kadar kolay değil mi birini rencide edebilmek, onu bozguna uğratarak kendini güçlü hissetmek, aklınca havalı olmak. Kız kendinden emin, iddiaya girelim alırım 200 TL'ni diyerek misafirin cebindeki nakitleri alı...

89.

 Bugün J. ile uzun zaman sonra terapi seansını tamamladık. Geçen sene Ekim gibi danışan koltuğuna oturduğumdaki halimle şimdi arasında dağlar kadar fark var, kendimle gurur duyuyorum her şeyden önce bunu söylemem gerekiyor.  Babamın kaybını, evliliğimin bitişini bu süreci, kendimi tanımayı; kendimle yeniden hatta neredeyse sıfırdan bir ilişki kurmayı deniyorum. Hassas yerlerime dokunuyor, kırgınlıklarımı tartıyorum. İçimdeki çirkin yönlerle yüzleşiyor, çocukluktan gelen tıkalı, yargıya sorguya kapalı odalarımda geziyorum. Bazen anne babama kızıyor, genellikle beni yetiştirme şekilleri için "iyi ki" diyorum. Anne baba olmanın ne kadar zor olduğunu, ne kadar iyi niyetle denersen dene, çocuk yetiştirirken hata yapmanın kaçınılmaz olduğunu yetişkin halimle idrak ediyorum. Hayatın hiçbir alanında mükemmel olmak şart olmadığı gibi, çocuk yetiştirirken de bu yetersizlik hissine kendimizi kapatmamız gerekiyor, bazı hataların yapılması gerekiyor.  Haftada bir başladığım terapim 3 ...