Ana içeriğe atla

23.

 Bir süredir sosyal medyada gördüğüm, sağda solda gördüğüm, okuduğum, altını çizdiğim; bu yolculukta içime sinen, bana yol gösteren ya da beni yoldan çıkaran cümleleri toparlamak istiyorum. 

Geriye dönüp beğendiğim şeyleri defalarca okudukça bazılarının artık eskisi kadar acıtmadığını ya da eskisi kadar "altı çizilesi" gelmediğini fark ediyorum. 

Beğenip, sevdiklerimizin eskisi kadar güzel gelmemesi, ya da onlardan vazgeçiyor olmak, yeni beğenilerimizle tanımlanmak özetliyor yolculuğumuzu. 

Ben de 23. yazımı bu konuya adamaya karar verdim, istedim ki derli toplu bir yerde sevdiğim tüm cümleler karışık da olsa dursun, zaman sonra ben daha az beğenmeye başlayınca ya da içselleştirip iyice öğrenince üstlerini çize çize aldığım yolu göreyim, anlayıp sindirdiklerim parçam olanlar  yavaş yavaş silinsin, ben de birincil elden kendime tanıklık edeyim. 

O yüzden, başlıyorum. Ne zaman bu yazıları toplamak istesem, hepsine 23 adını vereceğim nedensiz. 

1) iki insanın birbiriyle karşılaşması kadere, tanıştıktan sonra yanyana kalmaları ise onların gayretine bağlıdır- twitter, anonim- 

evlilik ya da sağlıklı bir ilişkinin sürdürülmesine inandığım çaba için beğenmiştim bu sözü, kendime bir destek aramış ve doğru ilişki yaşayabilmek için iki kişilik bir çaba gerekliliğinden emin olmuştum. İlişkinin içinde biri kendini bırakınca, ikincisinin onu taşıması kısa bir süreliğine mümkün oluyor, sonrasında o da yavaş yavaş bırakıyor maalesef.

2) hiç kimse göründüğü kadar iyi, anlatıldığı kadar kötü değildir. - Ali Lidar - 

3) no one notices when the strong one is tired of being strong. - fuckology official - 

Bu cümleyi babam öldükten sonra, her şeyi kendiliğimden bir şekilde  "güç pelerini" giyinip ortaya düştüğümde fark etmiştim. Kendim bile, o güçlü oluşun arkasında yorulabileceğime ya da bana atanmış o güçten sıkılabileceğime inanmamıştım. İnsanın kendine uzaktan, dışardan bakabilmesi gelişimi mümkün kılıyor. Her zaman güçlü olmak zorunda değiliz, bunu öğrenmeliyiz. 

4) you have to understand that people will leave your life, you can't fall apart every time it happens. -fuckology official 

Bu da yine ilişki temelleri sarsılırken, ve babam öldüğünde hiç kimsenin kalıcı olmadığına dair gerçeği yine yeniden yüzüme çarpıp, insanların gitmesinin, ölüm veya ayrılıkla hayatlarımıza veda etmelerinin sıradanlığını hatırlatmıştı. 

5) yanlış üslup, doğru sözün celladıdır. - Sadi Şirazi-

6) make room for what lies ahead, make room by letting go my friend. - poolhouse newyork- 

7) Love yourself because you are the only person who will be with you for your entire life 

8) Have you ever given someone else a motivational speech while you are hurting on the inside? That's strenght! - fuckology official 

9) Do you ever get mad at yourself for being calm and rational about a situation when you realize you missed the perfect opportunity to go crazy. - fuckology official -

10) Hiç kimse geriye gidip yeni bir başlangıç yapamaz ama bugün yeni bir son yapıp yeniden başlayabilir. - Frank M. Robinson - 

11) Olmamasına razıyım. Oluyormuş gibi olmasın yeter. - Franz Kafka - 

12) Kimsenin peşinden koşmaya gerek yok, sizi isteyen sizi yormaz zaten. -twitter, erkek zihniyeti- 

13) Kendinizi, kendinizle vakit geçirmeyi yalnızlık sanmayacağınız şekilde yetiştirin. - Andrey Tarkovski- 

14) No woman is enough for a man who isn't ready. - wordporm-

15) If someone ghosts you, respect the dead and never disturb them again.  - fuckology official- 

16) My biggest turn off is inconsistency, acting like you care one day and then switch up the next. That's how you lose me. - word porm- 

17) behind every strong woman is a story that gave her no other choice - wordporm-

18) insanın aynı evde birisini özlemesi çok garip -kırmızı oda, dizi -

19) it's okay if it takes time to heal. -farahinaz-

20) Elinden geldiği kadar bir gönlü pişman etmemeye çalış. Çünkü bir ah, cihanı alt üst eder. Şadi Şirazi 

21) Nobody really knows how much anyone else is hurting. We could be standing next to someone who is completely broken and we'd never know. - word porn - 

22) seni aramayanın peşine düşme; bu, sana zarar ve mahcubiyet getirir. Seni arayanı; terk etme; bu iyiliği karşılıksız bırakmaktadır. -  İbn-i Hazm 

23) Sizin için çırpınan birinin kanatlarını kırmayın. Gün gelir o meleğe ihtiyaç duyarsınız. - Osho - 



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

4.

 Sanırım mola veremeyecek ve sonsuza kadar klavyeye dokunacağım, içimden bitmek bilmeyen bir enerj, paylaşma isteği, hatta haykırma isteği geliyor.   Anlattıklarım dağınık ve karışık olacak; zihin bu; kolay toplanmıyor namussuz, ama onu da zaman içerisinde dizginlemeyi, kontrol altına alıp, yönlendirmeyi öğreneceğim.  Geçtiğimiz haftalardan birinde, perşembe sabah tüm keyfimle uyanmıştım, gayet neşeli, yeni güne şükreder haldeydim; ama nedense bir anda huzurlu bir eve uyanmadığımı fark ettim; evin bireylerinden biri çok da keyifli uyanmamıştı anlaşılan.  Psikolog J.'nin dediği gibi, " depresyon hissi bulaşıcıdır, mümkünse o ortamdan kendini dışarı atmak gerekir " ; duraksadım. Havaya baktım, belli ki soğuk. Uyusam, zaman kaybı. Kalktım, üzerimi giyindim, kalınca bir kazak, mont, eldiven derken kapıda belirdim. "Nereye?" dedi, yürüyüşe çıkıyorum dedim ve arabayı aldığım gibi kendimi Caddebostan sahilde buldum.  Arabayı usulca park ettim ve neden oraya kadar ...

13.

Doğru neydi, neden bildiğimiz doğrulara yapışıp hayatlarımızı onların üzerine kuruyorduk? Doğru bildiklerimizin sarsılmayacağını kimden öğrenmiştik? Ya da doğrularımızın zamanaşımına uğramayıp, sonsuza kadar değişmeden aynı kalacağı varsayımını kim yüklemişti omuzlarımıza? Soru soruyu, olaylar başka soruları doğuruyor; hayat ve anlam aramalar sanki kocaman bir yumak ve çözdükçe daha çok dolanıyor. "Hıh şimdi oldu işte, çözdüm" dediğin an, alttan daha büyük bir büyük düğüm çıkıyor, hem de daha önce çözdüklerinin de aslında tam çözülmediğini inatla hatırlatıyor.  Ben kendi yumağımı bitirmeye yaklaştım sanırken, aslında o yumağın büyük bir kısmının kaldığını dün fark ettim. Yüzleşmenin ağır geldiği şey, "ilerliyorsun, aferin kızım" diye motive ederken kendimi, önüme çıkan ilk engelin tokat gibi yüzüme yapışması oldu.  Bu olaydan ders çıkarmaya çalışıyorum, aslında bunların da ilerlemenin bir parçası olduğunu, ilerlemenin can acıtmadan, yüzleştirmeden, çirkin yanlarınla...

31.

 pazartesi sabahı eve döndüm, sabah spora gidip arabamı park ettim; derin bir nefes alıp hala özleyebildiğim evimin zilini çaldım. beni kapıda karşıladı, tatlı kedim de arkasında. Yüzünde uzunca süredir görmediğim bir gülümseme, heyecandan nereye koyacağına bir türlü karar veremediği upuzun kolları.  Sarılmak, bildiğin yuvada soluklanmak, ama her şeyin aslında geçici olduğunu bilmek. özlendiğini fark etmek, havada asılı hasret kokusu, yine o gülümseme. eskiden her şey güzel ve çok aşıkken, dünyadaki en büyük sevginin bizim olduğuna eminken gördüğüm o gülümseme. Sahi neredeydi o gülümseme bunca zamandır? Çıkmak için benim gitmemi mi beklemiş?  Kendini "an" a bırakamamak, binlerce soru üşüşen, tepemde uçan, 1-2 yanıt doğruluğu kesin olmayan.  Hissizlik de bir his mi? Ne pırpır içim, ne kızgın. Her şey öyle sıradan geliyor ki, bu durağanlık normal mi ya da neyi gösteriyor kestiremiyorum.  Büyük sarılmalar ile onu işe uğurladım, akşam dersim olduğu için dışarıdaydım...