Ana içeriğe atla

20.

Yeni hedef : tek başıma seyahat etmek 

Aslen doğulu olmama rağmen, babamın görevi sebebi ile birkaç şehir değiştirdik ve ben 12 yaşımda, ilkokul beşinci sınıfta iken başkente taşındık, takip eden ortaokul, lise ve üniversite yıllarımı da bu şehirde geçirip, çalışma hayatı ile birlikte kendimi İstanbul'da buluverdim. 

O zamanlar yaptığım iş gereği saha ziyaretleri yapıyor ve araba ile İstanbul içerisinde oradan oraya gidiyordum;  yeterli tecrübemin olmadığı yıllar boyunca, daha tecrübeli birileri ile gittiğimden arabayı hep onlar kullanıyordu, ben de yan koltukta yetişkin bir çocuk gibi oturuyordum. Sonraki zamanlarda da şoförü olan yerlerde çalıştığım için yine araba kullanmam gerekmedi, zaten halihazırda kendi arabamız da olmadığı için; üniversite hayatım boyunca kullandığımdan mütevellit gelişen şoförlük yeteneklerim yavaş yavaş soldu ve zamanla ben de İstanbul trafiğini bahane ede ede araba kullanmaktan soğudum. 

Araba kiralayıp bir yerlere gittiğimiz zamanlarda da hep eşim kullandığı için, arabayla olan ilişkim babamın vefatına kadar neredeyse sıfırlanmıştı. 

Babamı 10 Haziran 2020'de kaybettik, acil ekibinin ilk müdahelesi evde yapılsa da; sonrasında hastanede ikinci müdahele yapıldı ve babamı hastanede kaybettik. Hastaneye annem ve kız kardeşimle birlikte arabayla gelmiştik; babamın vefat haberini doktor bana iletince; annemleri sakinleşmeleri için biriyle birlikte eve yolladım. Ben de cenazeyi teslim alıp, belediye morguna aktarmak için hastanede kaldım. Tüm süreç bitip cenaze aracına oturduğumda hareket etmeye başladık ve o anda annemlerin arabasının hastanede kaldığını ve almam gerektiğini fark ettim. Cenaze aracından inip arabaya yürüdüm; açtım içine oturdum. O an hiçbir şey gerçek değildi, ben babamın cenazesini teslim alıp, onun arabasının koltuğunda onunla morga eşlik edecektim. Beni bekleyen yeşil cenaze arabasına baktım, göremediğim babama baktım ve yapabilirsin diyerekten arabayı çalıştırmaya niyetlendim. Ama eski usül anahtar tak, kontak çevir arabalardan biri değildi onlarınki; o halde hemen kız kardeşimi arayıp arabanın nasıl çalıştığını sordum; anlattı ve aylar sonra ilk kez babam için direksiyona oturdum. Kısacık bir mesafe gittik ama benim için sanki Artvin'den Çeşme'ye bir yolculuk yapmışım gibiydi. 

Sonrasında hem cenaze süreçleri, hem evrak işleri için sürekli araba ile bir yerlere gitmem  gerekti ve ben gidegele eski yeteneğime geri kavuştum. 

İstanbul'a döndüğümde Ağustos, Eylül'dü, pandemi yüzünden toplu taşıma kullanmak istemediğim için ne yapacağımı bilmez hale eve tıkılıp kalırken araba kiralamaya karar verdik ve İstanbul içi kullanımda pek kolay park edilmeyen, nispeten uzunca klasik bir filo aracı kiraladık. Spora gidip geldim, caddeye gidip geldim, arkadaşlarıma derken bir gün ilişkimin sarsıldığı anlardan birinde sadece yola çıkmak ve gitmek isteyerek ilk uzun yoluma çıkmaya karar verdim. 

Rota : Ayvalık, birilerinin yazlığı... yavaş yavaş ısınmaya başladı bu konu, önce bir yol arkadaşı. Sonra aynı yol arkadaşı ile Ankara ve Şubat sonunda ilk kez tek başıma bir Ankara yolculuğu. Bolu'dan, karlı ve buzlu Gerede'den kadın başıma geçe geçe ilk kez kendi başıma bir araba yolculuğunu tamamladım. Meğer ben ne kadar çok şey kaçırıyormuşum tek başıma yola çıkmayarak. Gittiğim yer aile evi de olsa, o yoldaki yalnızlık ve tek başınalık hissi, saçma gelse de "güçlü" ve "tek başına bir şeyleri becerebilmişlik" hissi beni çok tatmin etti. Durduğum benzin istasyonlarındaki adamların bakışları, tek başına seyahat eden kadın profiline dair önyargılarını gözlerinden okuyuşum... Kendimle öyle çok gurur duydum ki, tarifi çok zor. Eminim kendim birinin böyle bir şey yazdığını okusam "ne saçma, kaçıncı yüzyıldayız, tabii ki kadınlar tek başına araba kullanıp yola gidiyor, bununla gurur mu duyulur" der, yererdim; ama insan kendi tecrübe edip, bu tecrübenin ne hissettirdiğini iliklerine kadar farkına varınca anlıyor yermenin, hor görmenin gereksizliğini. 

Son rotamı da, bir haftasonu evden kaçmak ve sarsıntıdaki ilişkimin baş kahramanı ile aynı evde fazla vakit geçirmemek için İzmir'e çevirdim. Osmangazi köprüsünden geçmek suretiyle 4 saatte soluğu İzmir'de aldım. Güneş doğmadan yola çıktım, 5 şarkılık playlistimi bağırıp böğürerek söyleyerek, yer yer ağlayıp, yer yer kendimce gülerek, bazen sollayıp bazen sollanarak yolu bitirdim. Osmangazi'den geçtikten sonra arkamda kalan ve yeni doğan kızıl kırmızı güneş, yolumun en güzel eşlikçisi oldu. Kendimi her yalnız yolculuktan sonra nedense biraz daha sakinleşmiş, biraz daha olgunlaşmış ve büyümüş buluyorum. 

Oldum olası bana iyi gelen seyahat etme, yola çıkma hissinin hep başkaları ile mutlu anlar paylaştığım için olduğunu düşünmüştüm; şimdi fark ediyorum ki insan tek başına da güzelliklerin tadını çıkarabiliyor; o yüzden o çok korktuğum ve yeni yeni kırabildiğim "yalnızlık" hissini "tek başıma tatil" ile sınayacağım. 

Birkaç günlüğüne de olsa,  tek başıma bir tatile çıkacağım; belki 2 gün ama deneyeceğim; kendime armağan etmeyi planladığım bir tatilim var. 

Zorlandığım konuların üzerine yürüyorum, yürüdükçe açılıyorum ve fark ediyorum ki birçok şeyden boşuna korkmuşum. 

Cesaretimizin daim olması, ve yollarımızın hep açık olması dileği ile..

Sevgiler

S.


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

81.

 2021'e veda ederken..  2019'da kedimin ölümüyle başlayan yılı, 2020'de pandemi, babamın ölümü, ilişki teklemesi ve 2021'de boşanma izledi. Böyle yazınca, okuyunca, uluorta yüzleşince "vay canına" çıkıyor dudaklarımın arasından sadece. İyi ya da kötü değil, sadece hayretler içerisinde bir "vay canına"  Bahsettiğim periyod iki sene olsa da, ben sanki yoğun bir yılmış gibi değerlendiriyorum bu zamanı. Travmalarımın başka travmaları tetiklediği, neticesinde iyileşmenin, kendini bulmanın başladığı bir zaman olduğunu düşünüyorum.  Bu zaman diliminde yaptığım en iyi şey yeni bir kedi sahiplenmek, düzenli spor ve sağlıklı beslenme ile 22 kilo verip tenise ve terapiye başlamak oldu.  Psikologa gidene kadar, kendimden bu kadar bihaber olduğumu bilmiyordum, resmen asalak gibi süzülüp duruyormuşum, aşırı mutlu ve kendinden emin, özgüvenli sandığım içimdeki kız çocuğu meğersem ilgiye aç, tatmin olmayı ve fark edilmeyi bekler halde içimde oturuyormuş; onu elinden...

33.

birkaç gün önce instagram'da talk show'umsu bir programdan bir kesite denk geldim. Sunucu bana tanıdık değil ama belli ki bilindik biri; misafir koltuğunda kapalı stüdyoda güneş gözlükleri ile oturan, şişmanca nispeten aykırı durmaya çalıştığını düşündüğüm; yargı dağıtmıyor sayılmazsam bence yeni nesil bir rapçi ve stüdyonun kalan kısmında maskeleri ile oturan seyirciler.  Paylaşılan kesit, seyircilerden birinin heyecanına ortak oluyor, sanırım "en son neye heyecanlandınız?" diye soruluyor seyircilere. Çok tatlı bir kız, iddia oynarken - yasal bir siteden- son kalan parası 2 TL'nin 200 TL olmasından bahsediyor. Kendinden emin misafir yargı dağıtıp kızı yalancı çıkarmaya çalışıyor, en düşük iddianın 3 TL olduğunu, o yüzden kızın uydurduğunu söylüyor.  Ne kadar kolay değil mi birini rencide edebilmek, onu bozguna uğratarak kendini güçlü hissetmek, aklınca havalı olmak. Kız kendinden emin, iddiaya girelim alırım 200 TL'ni diyerek misafirin cebindeki nakitleri alı...

89.

 Bugün J. ile uzun zaman sonra terapi seansını tamamladık. Geçen sene Ekim gibi danışan koltuğuna oturduğumdaki halimle şimdi arasında dağlar kadar fark var, kendimle gurur duyuyorum her şeyden önce bunu söylemem gerekiyor.  Babamın kaybını, evliliğimin bitişini bu süreci, kendimi tanımayı; kendimle yeniden hatta neredeyse sıfırdan bir ilişki kurmayı deniyorum. Hassas yerlerime dokunuyor, kırgınlıklarımı tartıyorum. İçimdeki çirkin yönlerle yüzleşiyor, çocukluktan gelen tıkalı, yargıya sorguya kapalı odalarımda geziyorum. Bazen anne babama kızıyor, genellikle beni yetiştirme şekilleri için "iyi ki" diyorum. Anne baba olmanın ne kadar zor olduğunu, ne kadar iyi niyetle denersen dene, çocuk yetiştirirken hata yapmanın kaçınılmaz olduğunu yetişkin halimle idrak ediyorum. Hayatın hiçbir alanında mükemmel olmak şart olmadığı gibi, çocuk yetiştirirken de bu yetersizlik hissine kendimizi kapatmamız gerekiyor, bazı hataların yapılması gerekiyor.  Haftada bir başladığım terapim 3 ...