Daha önceki yazılarımın birinde, her şey için savaşan, her şey için çabalayan ve her şeyi yaşatıp, ayakta tutan olmaya çalışmaktan duyduğum rahatsızlık yüzünden kasıtlı olarak bitkilerimi öldürmek istediğimden bahsetmiştim. Bunun için de onları önce kar suyuna, sonra da ıslak kökleri ile dona maruz bırakmıştım.
Ama onlar, bana inat, benim kendimle inatlaşmama karşı koyarcasına çiçek açtılar ya da yeni tomurcuklar verdiler. Önemsizliğimi, etkisizliğimi bir kere daha yüzüme vura vura umut vaat ettiler.
Biz çabalamasak da dünya döner, çiçekler açardı ama biz bakınca hem biz daha anlamlı hale gelir, hem iyi ve işe yarar hisseder hem de onların büyüme süreçlerini hızlandırırdık; bunu sonra anladım. Ve aslında, bu deneyim de bana bir kere daha gösterdi ki; aslında hayat bazen durmamızı tolere edebilecek kadar bizimle birlikte ve bize destek.
Bugün uzun ara sonra çiçekleri sulamaya çıktım, sardunyaların dibinde yeni tomurcuklar vardı, kaktüslerimde değişik formda bir çiçek çıkmıştı, dökülen succulent yaprakları toprakta kendiliğinden filizlenmişti; her bitişin, her kopuşun bir son olmadığını gözüme soka soka hayat yine yeniden ve çabasızca kendiliğinden başlamıştı.
Doğadan alınacak öyle güzel dersler var ki, ben sadece kendi küçük balkonumda tecrübe ettiklerimi aktarıyorum ama doğa, dünya, evren çok büyük ve dinlemesini bilirsek bize anlatacağı çok ders var.
Bitkiler büyüyedururken; geçtiğimiz günlerde yerde bulduğum bir bitki parçası düştü aklıma. Bir arkadaşımı evinde ziyaret etmeye giderken, arabamı park edip apartman girişine doğru yürüyordum. Yerde gözüme hafif tüylü, çiçeği üzerinde minik bir dal çarptı; sanki örümcek ağı sarmış gibi kendini korumaya almış haldeydi, başımı yukarı kaldırıp balkonlara tek tek baktım ama benzer hiçbir şey göremeden ve nereden geldiğini anlamadan elimde tutup arkadaşıma çıkardım.
"Ne yapacaksın bunu?" dedi, bilemiyorum dedim; o kararsızlıkla bir peçeteye sarıp peçetesini ıslattım ve minik bir torbaya koydum. Bugün mutfak tezgahında neredeyse bir hafta on gün sonra tekrar karşılaştık kendisiyle ve o da yaşıyordu. En kısa zamanda onu toprakla buluşturmak üzere anlaştık. Doğa ikinci dersini de verdi bana, sen çabalarsan; çaban karşılıksız kalmıyordu; bir şeyin hayata tutunacağı, olacağı varsa; sen isteyip niyet ettikçe o da sana seve seve eşlik ediyordu.
Şimdiden bu garip hikayeli çiçeğimi çok seviyorum, birlikte büyüyeceğimize, kök salacağımıza eminim. Bir şeye hayat verebilme, onu hayatta tutabilme gücü ne müthiş, ne harika bir güç. Düşündükçe tüylerim diken diken oluyor, gözlerim doluyor mutluluktan; insan yerde bulduğu, ve almasa öleceğine emin olduğu bir şeyi hayatta tutup, onu ölmekten kurtarma gücüne nasıl sahip olabilir?
Hepimiz kendi içimizde, farklıyız, farklı ailelerde, farklı yargılardan, başka bir sürü farklılıktan geliyoruz ama bir şekilde, hayatta kalıp umut etmek, başka şeylere can vermek konusunda aynıyız. Kendi gücümüzü, potansiyelimizi her gün biraz daha keşfedip, bunu doğru şekilde kullanmayı öğrenmek istiyorum. Bunun için okuyor, bunun için yazıyorum; umarım bir yerlerde; birilerine öğrendiklerimi aktarabiliyorumdur.
Sevgiler
S.
Yorumlar
Yorum Gönder