Yeni şeyler denemeye ne kadar açığız? Mevcut, süregelen alışkanlıklarımızı değiştirmeye, yeniye adapte olmaya ne kadar istekliyiz? Düzenimizi değiştirecek, hayatımızı değiştirecek cesaretimiz var mı?
Zihnimde bu sorular dolanıp duruyor, doğru bir şemaya oturtamadığım için soruların yanıtlarından da ürküyorum. Tam yatacakken bilgisayarı kucağıma alıp, aklıma gelecek ilk yanıtları toparlama isteğim de bu yüzden sanırım.
Hayat hep akıyor, sen durmuşsun, başına bir şey gelmiş; beklemiyor, dinlemiyor, hayat seni anlamaya çalışmıyor; hayat bildiğini okuyor sen de onunla birlikte devam ediyorsun. Sen yolunu değiştiriyorsun, farklı alternatifler deniyorsun, o o kadar uyumlu ki yeni yolda da yeni alternatiflerde de seninle birlikte yürümeye devam ediyor.
Hayat akıp giderken, mutlu olmadığımız anlar olduğunu fark ediyoruz; ya da doğru gelmeyen bir şeyler yaşadığımızı, yine de inatla ve adına "umut" diyerek sürdürmeyi tercih ediyoruz. Daha önce de bahsetmiştim, hepimiz aslında bir şeyleri değiştirmeyi denemez ve şikayet ettiğimiz hayatlarımızın içine tıkılıp kalırken aslında bunu isteyerek yapıyoruz. Değişmek istemeden, bir şeyleri değiştirmeden sonucun değişmesini, şikayet ettiğimiz şeylerin iyileşmesini bekliyoruz. Kendimizi bu derin dehlizlere, bitmek bilmez kuyulara atıp kayboluşlarımız da bu yüzden.
Sakince düşünüyorum; mutlu olmadığım bir ilişkiyi, düzeleceğine inanarak sürdürürken aslında ben bu mutsuz ilişkiyi tercih ediyorum; umut adı altında kendime bahaneler satıp, yine kendim o bahanelere inanıyorum. Korktuğum ya da karşısında rahat duramadığım şey cesaretsizliğim değil aslında, değişime / dönüşüme hazır olmayışım. Bu "comfort zone"u bırakmaya hazır değilim. Kendimi cendereye sıkıştırmış gibi hissediyorum, kararsızlığım beni daha da sıkıştırıyor. Zamana bıraksam, çabasız hissedeceğim; ben bitirsem suçlu hissedeceğim, onu bitirmesi için zorlasam ya da ona itiraf ettirsem vicdan azabı çekeceğim. İncecik bir ipin üzerinde; karşıya geçmeye çalışıyorum, öylesine ortasındayım ki her şeyin; ya geri döneceğim ya da yolu bitireceğim. Geri dönülecek yol kısa ve bilindik, ilerlemek ve yeni yola girmek ise; meşaketli, alışılmadık, tanıdıklıktan uzak ve bilinmez.
Keşke bir çırpıda doğru karar verme yolları olsaydı, yazmak, çizmek, duyguları ayrıştırmak, ileriden birkaç kare görüp, birkaç ipucuna haiz olmak gibi. Utanmadan, ne güzel her şeyin kolayını istiyorum değil mi?
Ama yürüdüğüm bu farkındalık, kendini bilme, kendini tanıma yolunun; zorlu olacağını biliyordum; kolay yolun kalıcı ve tatminkar olmadığını defalarca tecrübe ettim. Şimdi eski kabukları kaldırıp kanatma, yeni yaraları da hafifçe; doğru şekilde sarma zamanı.
Biraz sabır, biraz daha hazırlık. Güzel günler yakın, inanıyorum.
Sevgiler
S.
Yorumlar
Yorum Gönder