"Ayna ayna söyle bana, var mı benden güzeli bu dünyada?"
Çocukluğumdan beri aynada kendime bakar, aynada kendimle konuşurdum. Bunu çocuk yaşta bile delilik olarak görmez, içten içte aynada gördüğümün benim en yakınım olduğunu, en karanlık ve en aydınlık yanlarımın koruyucusu olduğunu bilirdim. O yüzden çocuk aklımın tüm günahlarını, ya da en mutlu anlarımı koşa koşa yine ayna karşısında kendime söylerdim. Kötü olanları kısık sesle, iyi olanları ise kendi sesimle; mutluluğumu seyrede seyrede söyler, ev müsaitse uzun uzun; yoksa kısacık özetler ve her şeyi aynaya kaydederdim.
Bu alışkanlığım seneler boyunca devam etti, hatta ergenlikte dümdüz olan çok sevdiğim pırasa saçlarım kabardığında ve çirkinleşmeye başladığımda bile aynı karşısına geçer, kendimi saçlarımın düzeleceğine dair telkin ederdim, bazen de büyüdüğüm için kendime kızardım; o aklıma büyümek çirkinleşmek gibi gelirdi; ya da gerçekten büyüyene kadar araf bir çirkinlik haliydi.
Aynanın karşısında geçen uzun zamanlardan sonra, bu hareketimi zaman zaman çocuksu bulup; büyüdükçe çirkinleşilmesine ithafen pamuk prensesin kötü kalpli üvey annesi repliğimi mırıldanırdım "Ayna ayna söyle bana, var mı benden güzeli bu dünyada?" Aslında aynadan cevap beklemiyordum; ama cevap verebilecek olsa yok demesini de istemezdim. Çünkü yok dese, gerçeği söylemediğini bilir o aynaya küserdim. Ayna bana kendime, gözlerimin içine baka baka, varsa kusurum onlarla güzel olduğumu gösterdi hep, ben de o aynaya böylece hep dürüst kaldım.
Her şeyin ve herkesin gelip geçici olduğu şu dünya düzeninde, benimle birlikte kalıcı olan tek şeyin sahip çıkmaktan hiç vazgeçmediğim aynam olması beni son günlerde güvende hissettiriyor.
Sevgiler
S.
Yorumlar
Yorum Gönder