Hey!
Hayatımın herhangi bir döneminde yalnız kalmayı becerebilen, yalnız olmaktan hoşlanan, bir cafeye gidip tek başına kahvesini yudumlayan bir kız olmadım. Şimdi şimdi fark ediyorum aslında bunların hepsi bir nevi "kendinden kaçış", kendinle başbaşa kalma korkusuymuş.
Psikolog seanslarının birinde J. şöyle demişti, "seni anlıyorum, ama bu farkında olmadan kilo aldım demen bana garip geliyor, az değil ki bu 25 kilo"
Dışarıdan birisi söyleyince gerçekten de kulağa garip geliyor, 25 kilo dediğin damacanadan bile büyük, içine sokmadılar ya bunu nasıl oldu sahi? İnan bilmiyorum dedim. "Kendine hangi noktada duyarsızlaştın da fark etmedin?" dediğinde resmen aklıma, kalbime balyoz indi. Ne demek "KENDİNE DUYARSIZLAŞMAK?", bence ben gayet de kendimde, her şeyimi gayet de farkındaydım, demek ki değilmişim.
Bunu kulağıma küpe ettim, "kendine duyarsızlaş-MA".
Ve o seanstan sonra her gün bu konu üzerine odaklanmaya başladım, "farkında mıyım olup bitenin sahi?", "kendimi dinliyor muyum gerçekten?"
...ve yavaş yavaş çorap söküğü gibi peşisıra dökülmeye başladı olaylar.
Kasım ayının ortalarıydı, eşim uzun süreli bir yolculuğa çıktı; yaklaşık 2,5 ay sürecek uzun bir yolculuk. İkimiz de hiç bu kadar ayrı kalmamıştık, bu ayrılığın neler getireceğini; beni neye dönüştüreceğini henüz bilmiyordum. Meğer ne kadar çok gözyaşı, ne kadar çok soru biriktirmişim içimde; ben bile bilmiyormuşum. Hepsine yavaş yavaş geleceğim; usul usul kusacağım hepsini.
S.
Yorumlar
Yorum Gönder