Ana içeriğe atla

3.

 Hey!

Hayatımın herhangi bir döneminde yalnız kalmayı becerebilen, yalnız olmaktan hoşlanan, bir cafeye gidip tek başına kahvesini yudumlayan bir kız olmadım. Şimdi şimdi fark ediyorum aslında bunların hepsi bir nevi "kendinden kaçış", kendinle başbaşa kalma korkusuymuş. 

Psikolog seanslarının birinde J. şöyle demişti, "seni anlıyorum, ama bu farkında olmadan kilo aldım demen bana garip geliyor, az değil ki bu 25 kilo" 

Dışarıdan birisi söyleyince gerçekten de kulağa garip geliyor, 25 kilo dediğin damacanadan bile büyük, içine sokmadılar ya bunu nasıl oldu sahi? İnan bilmiyorum dedim. "Kendine hangi noktada duyarsızlaştın da fark etmedin?" dediğinde resmen aklıma, kalbime balyoz indi. Ne demek "KENDİNE DUYARSIZLAŞMAK?", bence ben gayet de kendimde, her şeyimi gayet de farkındaydım, demek ki değilmişim.

Bunu kulağıma küpe ettim, "kendine duyarsızlaş-MA". 

Ve o seanstan sonra her gün bu konu üzerine odaklanmaya başladım, "farkında mıyım olup bitenin sahi?", "kendimi dinliyor muyum gerçekten?" 

...ve yavaş yavaş çorap söküğü gibi peşisıra dökülmeye başladı olaylar. 

Kasım ayının ortalarıydı, eşim uzun süreli bir yolculuğa çıktı; yaklaşık 2,5 ay sürecek uzun bir yolculuk. İkimiz de hiç bu kadar ayrı kalmamıştık, bu ayrılığın neler getireceğini; beni neye dönüştüreceğini henüz bilmiyordum. Meğer ne kadar çok gözyaşı, ne kadar çok soru biriktirmişim içimde; ben bile bilmiyormuşum. Hepsine yavaş yavaş geleceğim; usul usul kusacağım hepsini. 

S. 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

98.

 Benim artık 36.yaşım bitti, ağustos ortasında bir yaş daha aldım ve 30 sonrasında yürüdüğüm yol sancılı da olsa o kadar mutluyum ki. İnsanın, kendini bulmayı denemesinin, kendiyle bağ kurmasının ödenebilir bedeli neyse ödenmeli. İnsan ancak kendini anlayıp, kendiyle doğru şekilde yüzleşip kendini olduğu gibi kabul ettikçe emin yol alabiliyor.  Bana evliliğim süresinde kötü olduğumun söylendiği yerlerimin hiç de kötü olmadığını tecrübeyle öğreniyorum, toksik bir ilişki yaşadığımı ancak dışına çıkınca gördüm, kendime yapılmasına müsaade ettiğim her şey için kendimden özür diledim, işin kötüsü kızacak kimse yoktu çünkü toksik bireyler de bunu kötü niyetle yapmıyorlar; hepimiz aile evlerimizde öğrendiklerimizin esiriyiz. O yüzden sahip olduğumuz doğrular gerçekten karakter, ahlak olarak bizim doğrularımız mı bakmak, tartmak gerekiyor. Kendimizle bu yüzden yüzleşmemiz gerekiyor, kök öğretilerimizi sorgulamamız, içselleştirdiğimiz seslerin gerçekten kimlerin sesi olduğunu bulmamız ...

79.

"Fazla yakınlığın getirdiği uzaklıktayız" diye bir söz okumuştum zaman evvel bir yerde, sonrasında da içimden "yakın olmak için uzak dur benden" diye mırıldanıvermiştim. İki zıt kavram, ilişkilerin varlığını, hatta bazı bazı dengesizliğini anlatabilmek için aynı cümlenin içerisinde usulca yanyana durabiliyordu; onlar aynı cümlede yanyana durabiliyordu da, ben bu evliliğin içinde bana benzemeyenle duramıyordum.  13 Haziran'da başlayan evliliğimiz, 13 Aralık'ta mahkemeden eve gelen tebligatla resmi olarak sona erdi, tam tamına 7,5 sene süren evlilik defterini artık vicdanım rahat bir şekilde kapattığımı kendi kendime itiraf edebilirim. Öncesinde de 5 senelik birliktelik derken; ömrümün kabaca üçte birini sevdiğim bir adama vermenin tatlı huzurunu, güzel bir ilişki yaşamış olmanın lüksünü, sevmenin ve sevilmenin sefasını yeterince sürmüş olmanın keyfini derinlemesine hissediyorum.  Bu evliliği bitirmeye karar verme aşamasında kendime daha fazla sürdüremeyeceğim...

100.

Hello hundred.  Sanki son birkaç senenin özetini çıkarmak için geldim buraya, içimde yılgın bir hal, tatminsiz, yorgun, hiçbir şey yapmak istemiyor. Aslında çok iyiydim, yaptıklarımla gurur duyuyor, kendimi şımartıyor, pohpohluyor eşanlı olarak  da ayaklarımı yere bastırıyordum.  Online dating'in bokunu çıkarıp 40 civarı yeni insanla tanışmış olmaktan, hikayelerini dinlemiş olmaktan dolayı mutluydum; sonra bir şey oldu, aniden, tüm o kendimle kurduğum bağlar, yalnız başıma mutlu olma hissim tuhaf bir çöküntüye bıraktı yerini. Bu haftasonu evimde tek başıma otururken, boş boş duvarlara bakarken hissetmeye başladım bunu. Ne yaparsam yapayım, yine de ne istediğimi bilmiyordum, almadığım her zevk, hissetmediğim her bir tatmin sanki işleri giderek güçleştiriyordu. Sosyal medyadan mı etkilendim, başkaları kadar akıllı mı göremedim kendimi bilmiyorum, bir yandan kendimden neredeyse sonsuz eminken, içimden bir anda özgüvensiz biri çıkıverdi.  Sanırım dinlediğim hikayelerin b...