Ana içeriğe atla

11.

 Uzun süredir konuşmadığım, hatta görüştüğüm zamanlarda da sadece iş arkadaşım olan biriyle bugün 15-20 dakikalık bir telefon konuşması yaptık. Babamın kaybından sonra beni pek ihmal etmeyen, sürekli bir şeye ihtiyacın var mı diye soranlardan biriydi B. İnsan, neden bilmem bir kaybın, ya da önemli bir olayın ardından yanında olanları, olmak isteyenleri ayrı bir yere koyuyor, otomatik olarak  "yanımda olan insanlar listesi" yaratıyor beyin. Belki o kişiler için rutin bir durum kötü gün geçirenin yanında olmak, belki benim verdiğim kadar önem vermiyorlar "yanında oluşlara", ya da bu kadar anlam yüklemiyorlar, ama ben o hissi tanıyorum:  "iyi niyet" o yüzden, en ufak bir kırıntısı bile benim için dünyalara bedel. İyi kalpli ve merhametli, vicdanlı birisini bulunca yapışasım, onları sonsuza kadar hayatımda tutasım geliyor, neden bilmem iyiliğin hep zor bulunan bir olgu olduğunu düşünüyorum. Bu kısma sonrasında biraz eğilmem gerekecek, zira bu düşüncemin temelinde yatan şeyin ne olduğunu bir türlü kestiremiyorum. 

B. ile güncel hayat bilgisi alışverişimizi yaptıktan sonra, onun aynı yerde olduğunu fark ettim. Benim babamın ölmüş olması bir şeyleri değiştirmiyordu, o kafa olarak aynı yerdeydi; bense 3 ay öncemden bile o kadar uzaktım ki, kendimi her geçen gün tanımakta zorluk çekiyordum, hem fiziksel hem ruhsal değişim / dönüşümüm o kadar büyüktü ki, zaman sanki benim için çok hızlı akıyor gibi geliyordu. 

B. ile konuşmanın bir yerinde "sen de çok uzaklaştın, her şeyden kopardın kendini" dedi, telefonu da bu sohbetin üzerine kapattık. Mutfkakta yemek yaparken düşüncelere daldım, sahi herkesi kendimden uzaklaştıran ben miydim? Yalnızlığı ben mi seçiyordum? Yıllar geçince, ilişkim bittiğinde gerçekten yapayalnız mı kalacaktım? İnsanlara bu kadar sırt çevirip asosyal olmak iyi miydi? Yalnız başına da geçer miydi hayat gerçekten? Tonlarca kötü soru bir anda zihnime üşüşüverdi, hiçbirini savamadım; resmen çöreklendiler tepeme. Bir anda tepemde yağmur dolu, kapkara bir bulut beliriverdi sanki; içerisi yağmur damlası yerine binlerce, belki milyonlarca kötü ve karamsar düşünce ile dolu, tepemden aşağı boşalıverdiler. 

Kendimi olduğum ana getirebilmekte güçlük çektim, sürekli aynı iç ses; "sakin ol basit bir telefon konuşmasıydı, düşünmen normal. Şimdi bak bakalım sakince bi nefes al. " 7-8 tekrardan sonra duraksadım, derin bir nefes aldım ve aslında kuru kalabalıkları tercih etmeyenin ben olduğumu fark ettim, o kadar arkadan konuşma, o kadar yalan, ikiyüzlülüğün bir parçası olmamak için o işyerimi terk etmiştim zaten. Ama aslında, insanın olduğu yerde her zaman o ikiyüzlülülüğe de yalana da yer vardı, insan bir tek kendine dürüst olabilirdi; onda bile senelerce yalan söylemek, ya da görmekden gelmek en kolay olandı. 

B. ile konuşmam, beni ilk başlarda korkutsa da; üzerine kısacık düşününce, ve aslında kendi tercihlerimi yaşadığımı ve bunlara sahip çıkma gücünü gösterdiğimi bana hatırlatınca, bir daha sevdim kendimi. Evet, kalabalıkların  arasında olmak, kafanı sürekli meşgul tutmak, eğlenmek, sohbetlere dahil olmak, son havadisleri ilk bilen olmak kıymetliydi, ama aslında tüm bu bilgi havuzu kendi benliğim ve gelişimim için beş para etmezdi, etmedi de. 

Rahat bulduğun alandan, senin için kolay olandan uzaklaşmak çok zor. İnsan rahata çok ama çok kolay alışıyor; yeni şeyleri denemek, kendini sınamak ve sürekli imtihanlara, güçlüklere tabii tutmak ise çok zor; ama bence; zor olan bir kere başarıldı mı, insan kolay kolay da sarsılmıyor. 

Sahi, siz en son ne zaman ve ne ile sarsıldınız?

Sevgiler

S. 


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

81.

 2021'e veda ederken..  2019'da kedimin ölümüyle başlayan yılı, 2020'de pandemi, babamın ölümü, ilişki teklemesi ve 2021'de boşanma izledi. Böyle yazınca, okuyunca, uluorta yüzleşince "vay canına" çıkıyor dudaklarımın arasından sadece. İyi ya da kötü değil, sadece hayretler içerisinde bir "vay canına"  Bahsettiğim periyod iki sene olsa da, ben sanki yoğun bir yılmış gibi değerlendiriyorum bu zamanı. Travmalarımın başka travmaları tetiklediği, neticesinde iyileşmenin, kendini bulmanın başladığı bir zaman olduğunu düşünüyorum.  Bu zaman diliminde yaptığım en iyi şey yeni bir kedi sahiplenmek, düzenli spor ve sağlıklı beslenme ile 22 kilo verip tenise ve terapiye başlamak oldu.  Psikologa gidene kadar, kendimden bu kadar bihaber olduğumu bilmiyordum, resmen asalak gibi süzülüp duruyormuşum, aşırı mutlu ve kendinden emin, özgüvenli sandığım içimdeki kız çocuğu meğersem ilgiye aç, tatmin olmayı ve fark edilmeyi bekler halde içimde oturuyormuş; onu elinden...

33.

birkaç gün önce instagram'da talk show'umsu bir programdan bir kesite denk geldim. Sunucu bana tanıdık değil ama belli ki bilindik biri; misafir koltuğunda kapalı stüdyoda güneş gözlükleri ile oturan, şişmanca nispeten aykırı durmaya çalıştığını düşündüğüm; yargı dağıtmıyor sayılmazsam bence yeni nesil bir rapçi ve stüdyonun kalan kısmında maskeleri ile oturan seyirciler.  Paylaşılan kesit, seyircilerden birinin heyecanına ortak oluyor, sanırım "en son neye heyecanlandınız?" diye soruluyor seyircilere. Çok tatlı bir kız, iddia oynarken - yasal bir siteden- son kalan parası 2 TL'nin 200 TL olmasından bahsediyor. Kendinden emin misafir yargı dağıtıp kızı yalancı çıkarmaya çalışıyor, en düşük iddianın 3 TL olduğunu, o yüzden kızın uydurduğunu söylüyor.  Ne kadar kolay değil mi birini rencide edebilmek, onu bozguna uğratarak kendini güçlü hissetmek, aklınca havalı olmak. Kız kendinden emin, iddiaya girelim alırım 200 TL'ni diyerek misafirin cebindeki nakitleri alı...

89.

 Bugün J. ile uzun zaman sonra terapi seansını tamamladık. Geçen sene Ekim gibi danışan koltuğuna oturduğumdaki halimle şimdi arasında dağlar kadar fark var, kendimle gurur duyuyorum her şeyden önce bunu söylemem gerekiyor.  Babamın kaybını, evliliğimin bitişini bu süreci, kendimi tanımayı; kendimle yeniden hatta neredeyse sıfırdan bir ilişki kurmayı deniyorum. Hassas yerlerime dokunuyor, kırgınlıklarımı tartıyorum. İçimdeki çirkin yönlerle yüzleşiyor, çocukluktan gelen tıkalı, yargıya sorguya kapalı odalarımda geziyorum. Bazen anne babama kızıyor, genellikle beni yetiştirme şekilleri için "iyi ki" diyorum. Anne baba olmanın ne kadar zor olduğunu, ne kadar iyi niyetle denersen dene, çocuk yetiştirirken hata yapmanın kaçınılmaz olduğunu yetişkin halimle idrak ediyorum. Hayatın hiçbir alanında mükemmel olmak şart olmadığı gibi, çocuk yetiştirirken de bu yetersizlik hissine kendimizi kapatmamız gerekiyor, bazı hataların yapılması gerekiyor.  Haftada bir başladığım terapim 3 ...