Ana içeriğe atla

1.

 Merhaba, 

Yeniden burada olduğum için, içimde  pamuksu, bulutsu bir heyecan. Sıkıştırsam kaçacak, yok olacak; ben de bu heyecanı sahipleniyor ve kendi haline bırakıyorum. "Kendi haline bırakılan her şey, yolunu bulur ne de olsa öyle değil mi?

Değişik şeyler oluyor, "dönüşümsel" şeyler, sanki kendimi yeni baştan yazıyorum.  Neden mi böyle, neler mi oldu? Aslında özetle peşpeşe gelen bir anlar bütününde; bildiğim ve sahip olduğum - olduğumu zannettiğim - dünya'm tepetaklak oldu. 

2019 Ekim ayında hiçbir sıkıntısı olmayan, bence o kadar da yaşlı olmayan kedim bir anda öldü, 2020 oldu Haziran ayında çok güzel bir kahvaltı sofrasında babam 1 dakika içerisinde kalp krizinden öldü, ilişkim de  yavaş yavaş gözümün önünde ölüyor; doğru bildiklerim sarsılıyor. Ben de sakince akan zamanın içinde, her şeyin akıp geçmesini bekliyorum. Bu süreçte çok fazla şeyle karşılaşıyor, çok fazla şey öğreniyorum; bunları paylaşmazsam olmayacağına eminim. O yüzden, hem kendime her defasında hatırlatmak; hem öğrendiklerimi not etmek için yeniden buradayım. 

Tane tane, farkına vardığım her şeyi; belki bir sürü insanın "saçmalama bu çok basit" diyeceği şeyi sıfırdan yapacağım; çocuk gibi hayret edeceğim varlığına; ama deneyeceğim. Sıfırdan, bildiklerimi silerek 35 yaşımda yeniden yazacağım kendimi.

Yeni bir yolculuk, yeni bir macera; hakkını vere vere ortaya çıkaracağım kendimi. 

Sevgiler

S. 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

81.

 2021'e veda ederken..  2019'da kedimin ölümüyle başlayan yılı, 2020'de pandemi, babamın ölümü, ilişki teklemesi ve 2021'de boşanma izledi. Böyle yazınca, okuyunca, uluorta yüzleşince "vay canına" çıkıyor dudaklarımın arasından sadece. İyi ya da kötü değil, sadece hayretler içerisinde bir "vay canına"  Bahsettiğim periyod iki sene olsa da, ben sanki yoğun bir yılmış gibi değerlendiriyorum bu zamanı. Travmalarımın başka travmaları tetiklediği, neticesinde iyileşmenin, kendini bulmanın başladığı bir zaman olduğunu düşünüyorum.  Bu zaman diliminde yaptığım en iyi şey yeni bir kedi sahiplenmek, düzenli spor ve sağlıklı beslenme ile 22 kilo verip tenise ve terapiye başlamak oldu.  Psikologa gidene kadar, kendimden bu kadar bihaber olduğumu bilmiyordum, resmen asalak gibi süzülüp duruyormuşum, aşırı mutlu ve kendinden emin, özgüvenli sandığım içimdeki kız çocuğu meğersem ilgiye aç, tatmin olmayı ve fark edilmeyi bekler halde içimde oturuyormuş; onu elinden...

93.

 harika bir söze denk geldim instagramda, diyor ki 30 yaşına kadar yalnız kalmayı, kendi işine bakmayı, affetmeyi, ön yargılarını kırmayı ve asla cahillerle tartışmamayı öğrenmiş olmalısın. Ben bu blogu tam olarak bu cümlede özetlenmiş dersleri öğrenirken; kendi yolumu izlemek, takıldığım yerlere bakmak için açmıştım. Özellikle affetmeyi ve yalnız kalmayı becermeyi deniyordum bir de ön yargıları kırmayı ki hala da bu konuda yoluma devam ediyorum.  İnsanın içinde "kötü biri olabilme" ihtimaliyle yüzleşmesi çok acımasız, benim küçük ve mutlu dünyamdaki en acımasız gerçekti diyebilirim hatta. Bazen içimden geçen düşünceler o kadar kötü kalpli gelirdi ki, kendimden utanır ve bunları "nasıl düşünebilirim" diye kendime kızardım; halbuki insanın aklından milyonlarca düşünce geçebilir; önemli olan bunları sahiplenmeden uğurlamaktır, ben de bunu yeni öğrendim. Duygu ve düşüncelerimizin çıkışını kontrol etme şansımız yok, ama onları nasıl çıkaracağımızı sanırım seçebiliriz, e...

102

 söz ve aksiyonun örtüşmediği yer. karanlık olan, tanıdık olan ama ne yapacağımı bir türlü bilip, öğrenemediğim o yer.  ilişkimin, evliliğimin son birkaç yılını sözleriyle yanımda olmak istediğini söyleyip, aksiyonlarıyla tam tersini söyleyen bir manipülatifle geçirdim, bu teşhisi koymam için çokça kitap, makale okumam, terapi seanslarına gitmem gerekti. bir yerde okumuştum, "bize başkalarının hasta ettiği insanlar gelir" diyordu terapiler için. Ben de bu öğretiyi aldım, söz ve aksiyon uyuşmuyorsa, aksiyonu baz almayı öğrendim. o sözleriyle kalmak istiyorum deyip, aksiyonları desteklemedikçe ben  yapamadım, o dengesizlik beni çökertti, kendimi tanıyamaz hale geldim, gözümün feri söndü, nasıl bir tutarsızlığın içinde olduğumu ancak dışına çıkınca anladım, "bazen sevsek de olmuyor" diye kendimi kandırmayı becerdim, bu kök öğreti yanlıştı, sevmek değildi bu, insan sevdiğini böyle derbeder ortada bırakmazdı; düzdü her şey, sevmiyordu.  bunu değiştirdim, ancak şimdi tam ...